1970 yılında Gaziantep Lisesi'ni bitirdikten sonra hiç Fransızca bilmeden, bursla gittiği Fransa'da Rouen Üniversitesi Rektörlüğü'ne kadar yükselen 56 yaşındaki Malatyalı Prof. Dr. Cafer Özkul, başarı öyküsünün ardında Türkiye'den aldığı gücün olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Özkul, liseyi bitirdikten sonra yurtdışında okumak için burs sınavlarına girmiş. Sınavı kazanmış ve elektrik mühendisliği tahsili yapmak için hiç Fransızca bilmediği halde Fransa'ya gitmiş.
Bir yıl dil öğrenip, iki yıl oradaki üniversitelerin sınavlarına hazırlanmış. 1976'da mühendislik diplomasını alıp Fransa'da akademik kariyerine başlamış. "Fransa'da üniversitelerde doğrudan doçent ya da profesör olunmuyordu, özellikle yabancı olanlar için. 1988'de Fransa'da bir yasayla yabancılara üniversitelerde doçent olma hakkı verildikten sonra, bulunduğum Rouen Üniversitesi'nde doçent kadrosuyla göreve başladım" diye anlatıyor.

İkinci seçimde kazandı
Özkul bu süre içinde çok çalışarak bir optik laboratuvar kurmuş, çeşitli yayınlara imza atmış ve 1991 yılında, genç profesörler kervanına katılmış.
Rektörlüğe yükselişiniyse şöyle anlatıyor: "1996'dan itibaren üniversitedeki çevrelerde, idari aktivitelere yönelmemi tavsiye edenler oldu. Önce Fen Fakültesi'nin Fizik Bölümü Başkanlığı'nı yaptım, sonra aynı fakültenin araştırmadan sorumlu dekan yardımcılığını, ardından da dekanlığını. 1999'da görev başındaki rektör, benim üniversitede, yine araştırmadan sorumlu rektör yardımcısı olmamı istedi ve onun ekibine katıldım. Görev sürem dolduktan sonra 2002'de rektörlüğe adaylığımı koymuştum. O zaman az farkla seçimi ikinci olarak kaybetmiştim. Tekrar seçimle Fen Fakültesi'ndeki dekanlık görevime döndüm. Geçtiğimiz haziran ayında yapılan rektörlük seçimleriniyse dört aylık sıkı bir lobi çalışmasıyla ilk turda 126 oyun 80'ini alarak kazandım."
26 bin öğrenciye, 1400 akademik personele sahip Rouen Üniversitesi, Fransa'daki 85 üniversite arasında eğitim ve bilgi sıralamasında 18'inci. Özkul, akademik yönetimdeki hızlı yükselişinin sırrını, "İçinde bulunduğunuz ortama ayak uydurmak zorundasınız. Özellikle de koca bir üniversitenin başında bulunan benim için bu daha çok önemli. Yapmış olduğunuz işi severek yapmalısınız. Böyle olunca içinde bulunduğunuz çevre size güvenip oy veriyor" diye açıklıyor.
Türk üniversiteleriyle işbirliği
Haziran başından bu yana rektör olduğu için, bu yıl Türkiye'ye gelemeyen Özkul, okullarında tatil dönemi olması ve yoğun işler sebebiyle henüz yabancı ülke üniversiteleriyle ilişki kurma fırsatı bulamamış. Fen Fakültesi Dekanı'yken, Türkiye'de özellikle Hacettepe, Marmara ve İstanbul üniversiteleriyle yakın işbirliği içinde olduklarını anlatan Özkul, "Bu ilişkiler öğrenci alışverişi şeklinde gelişiyor. Şu an Fransa'daki üniversitelerde bir reform çalışması sürecindeyiz. Bu süre bittiğinde yine uluslararası ilişkilerde aktif olmayı düşünüyorum, tekrar ERASMUS programı çerçevesinde Türkiye, Afrika, Amerika, Kanada ve Çin gibi ülkelerle öğrenci ve bilgi alışverişi yapmayı planlıyorum" diyor.
Görevleri sırasında Türk olduğu için herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını söyleyen Özkul, "Türkiye'nin imajı periyodik dönemlerde bir iyi, bir kötü olabilir ama bence kendimiz olmaktan başka çaremiz yok" diyor.
'Köy hayatını çok seviyorum'
Aslen Malatyalı olan Özkul'un eşi ve çocukları dışında, ailesinin kalanı Türkiye'de. Özkul ülkesine olan sevgisini, "Türkiye'de özellikle köy hayatını çok seviyorum. Sık sık doğup büyüdüğüm, kökenimin olduğu Malatya'ya gitmek benim için bir enerji kaynağı. Fırsat buldukça gidiyorum. Özlemini duyduğum ortam insan ilişkileri. 35 yıl aradan sonra ilk kez iki yıl önce Gaziantep Lisesi'ne gittik ailemle birlikte. Gördüğüm değişiklik bende şok etkisi yarattı. Gaziantep'i epey gelişmiş buldum" diye anlatıyor.
Prof. Dr. Özkul'a göre, eşinin Türk olması çok büyük şans. Özkul ailesi evde genellikle Trakya yemekleri yiyor çünkü 'mutfakta çok başarılı' olan eşinin memleketi orası.
farklı kaynaklardan buldukça eklemeye calışacagım bu başarılı TÜRK bilim adamını