|
|
 |
« : Ekim 06, 2008, 07:33:47 ÖS » |
|
NESCO, Türkçenin ilk büyük sözlüğünü ve ilk Türk Ansiklopedisini hazırlayan büyük bilgin Kaşgarlı Mahmud`un doğumunun 1000`inci yılı olması dolayısıyla 2008 Yılını KAŞGARLI MAHMUT YILI ilan etti.
KAŞGARLI MAHMUT:
Çin’in Sincan Özerk Bölgesi(Doğu Türkistan)’nde yer alan Kaşgar’da 1008’de doğmuştur. Kaşgarlı Mahmut, Türk tarihinin önemli devletlerinden birisi olan Karahanlı Devleti’nin hanedan sülalesine mensuptur ve Batı Karahanlı Hakanlarından Buğrahan Muhammet Yağan Tekin’in torunu ve Şehzade Hüseyin Emir Tekin’in oğludur. Asıl adı, Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed’dir. Hamidiye ve Saciye Medreselerinde dönemin bütün ilimlerini tahsil etti, Arapça ve Farsça öğrendi. Hanedan kavgasında öldürülmekten korktuğu için kendini bir gezgin veya bilgin olarak tanıtarak sürekli yer değiştirmiştir. On beş yıl boyunca Türklerin yaşadığı bütün illeri, şehirleri, obaları, dağları ve çölleri dolaştıktan sonra 1057 yılında Bağdat’a gelerek buraya yerleşti. Vefatına yakın 1080 yılında tekrar Kaşgar’a dönerek burada dersler verdi ve 1090 yılında vefat etti. Kabri Kaşgar’a 90 km uzaklıkta Opal kasabasına bağlı Mollan Bağı(Azak) köyündedir.
ESERLERİ:
Divanü Lügat-it Türk ve Kitabu Cevahirü’n-Navh fi Lugati’t Türkî’dir.
KAŞGARLI MAHMUD’UN TÜRK DİLİ VE KÜLTÜRÜNE KATKILARI:
Kaşgarlı’nın eseri Divanü Lügati’t Türk, Türklükle ilgili en eski bilgileri kapsamlı biçimde ihtiva eden bir başvuru kaynağı ve Türklük ansiklopedisidir. Kaşgarlı Mahmut, kendi döneminin imkânları ile çok iyi bir eğitim gördükten sonra kendisini Türk halklarını dili ve kültürlerini incelemelerine adamıştır. Bu amaçla Orta Asya`yı boydan boya şehir şehir, köy köy, oba oba, oymak oymak gezen Kaşgarlı Mahmut, otuzdan fazla Türk lehçesini ve özellikle Oğuz, Kıpçak, Karluk, Bulgar, Argu, Kençe, Uğrak, Yabaku, Peçenek, Çiğil, Suvar, Hakaniye, Tatar, Başkurt lehçe ve ağızlarını çok iyi öğrenmiştir.
Kaşgarlı Mahmut bu lehçeleri niçin öğrendiğini şu sözlerle açıklamaktadır: “Ben Türklerin, Türkmenlerin, Oğuzların, Çiğillerin, Yağmaların, Kırgızların şehirlerini uzun yıllar baştanbaşa dolaştım; sözlerini topladım, değişik sözlerin özelliklerini öğrendim. Ben bu işleri dil bilmediğim için değil aksine bu dillerin en küçük farlarını kaydetmek için yaptım.” demektedir. O, yalnızca kelimeleri değil; atasözlerini, şiirleri, hayat tarzlarını, kültürlerini Türk felsefesini yansıtacak değerleri de kayıt altına almıştır. Kaşgarlı’nın eserlerine baktığımız zaman Türk Milleti’nin o zamanki yaşayışı hakkında önemli bilgiler ediniyoruz. Bu pencereden baktığımız zaman Divanü Lügati’t Türk, edebiyatımızla birlikte tarihimize de ışık tutan önemli bir tarih kitabıdır. Kaşgarlı yazdıklarının yanında çizdiği harita ile de Türklerin dünya üzerine dağılımlarını o günkü haliyle resmetmektedir.
Mesela, Divanü Lügati’t Türk’de eritilmiş demir üzerine keçi kılı kaplanmış topla oynanan oyuna `tepüg` denmesi; Türklerin bin yıldan fazla süredir futbol oynadığının ispatı olarak değerlendirilebilir. Veya günümüzde `ütü` olarak kullanılan `ütüg` kelimesinin de yer aldığı kitapta Kaşgarlı, `ütüg`ü `düz bir demirin ateşte ısıtılarak, elbise üzerinde dolaştırılması` olarak açıklamıştır. Yine ‘yoğurt’ kelimesi divanda kendine yer bulan ilginç bir ayrıntı. Örneklerden de anlaşılacağı üzere Türk Genci Divanü Lügati’t Türk’ü okuduğu zaman ne kadar güçlü ve köklü bir kültürü olduğunun farkına varacaktır. Ve bu güçlü ve köklü dilinin, kültürünün ötesinde başka kültürlere hayranlık duyup; başka milletlere aidiyet hevesine kapılmayacaktır. Dîvân ü Lügati’t Türk`ün varlığının bilinmesinin Türk kökenli halkların moral dünyasına da yapacağı katkı ve onlara kazandıracağı özgüven, maalesef bazı yönetimlerin yapay paradigmalarını tek başına parçalayabilecek güçte idi. Örneğin kendi dilinin Dîvân ü Lügati’t Türk gibi bir büyük varlığa sahip olduğunu bilen Kafkasyalı, Orta Asyalı veya Sibiryalı bir gence, “yüksek Rus dilini” kayıtsız şartsız kabul ettirebilmek eskisi kadar kolay olmayacaktı. Ölü bir dil olduğu için Latinceyi saymazsak, İngilizce ve Fransızca’nın hazırlanan ilk sözlüğü 1480 tarihine kadar gider. Bu sözlük ise, William Caxton tarafından Fransızca-İngilizce sözlük olarak gezginler için hazırlanmıştır. Görülüyor ki, Kaşgarlı Mahmut’un eseri Divan-ı lügat-it Türk, yalnızca Türkçe için değil insanlık tarihi için de kıymetli bir eserdir.
KAYIP ESER KİTABU CEVAHİRÜ’N-NAVH Fİ LUGAT İT TÜRKÎ:
Kaşgarlı Mahmud’un bir diğer eseri ise, Kitabu Cevahirü’n-Navh fi Lugat it Türkî’dir. Türkçeyi Araplara öğretmek gayesiyle yazılan bir gramer kitabıdır. Şuan kayıp olan kitap, dünya tarihinin ilk dil bilgisi kitaplarından birisidir. Bu kitapla Türk dili, yaşayan dünya dilleri arasında gramer çalışmaları en erken başlayan diller arasında yer alır. Kaşgarlı Mahmut’un gramer kitabının bulunması, bugün Türk lehçeleri arasında sürüp giden gramer tartışmalarına bir hakemlik yapacak ve Türkçenin pek çok tartışmalı konusunun halline imkân sağlayacaktır. Kitabı bulana çeşitli kuruluşlarca çok büyük hediyeler vaat edilmektedir.
DİVANÜ LÜGATİ’T TÜRK’ÜN TÜRK DÜNYASI’NA KAZANDIRILMASI
Büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adi bilinen, fakat kendisi meçhul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adi vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yıllarında Bağdat’ta Abbasi Halifesine sunulmak üzere yazılan bu muhteşem eseri, sahaflarda Divanü Lugati’t Türk olduğu bilinmeden satılırken, Ali Emiri Efendi fark etmiş ve satın alarak Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Dîvân ü Lügati’t Türk için en veciz değerlendirmeyi Ali Emiri Efendi yapmıştır: “Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka revnak kazanacak.” Bir başka sözünde de “Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bundan sonra da yazılamaz. Bu kitaba hakiki kıymeti verilmek lazım gelse, cihanın hazineleri kâfi gelmez.” demiştir. Ali Emiri Efendi sahaf Burhan’dan 33 liraya satın almıştır. Ancak, ne sahafın ve ne de eseri satanın onun Divanü Lügati’t Türk olduğundan haberleri yoktur. Eğer bunun farkına varmış olsalardı, çok daha büyük meblağlara satacakları kesindir. Daha kötüsü, bu eser kitap avcılarının eline geçmiş olsaydı, anında yurt dışına kaçırıp karşılığında bir servet elde etmeleri mümkündü. Kitabı Kilisli Rıfat Efendi’ye tashih ettiren Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa’nın yoğun ısrarıyla kitabı bastırıp çoğaltmıştır.
Kitabın ikinci baskısı ise Macaristan`da yapılmıştır. Dîvân ü Lügati’t Türk`ün bulunması ile birlikte kitabı elde etmeye çalışan Macarlar, bu ilgilerini Kilisli baskısından sonra da devam ettirerek bu büyük eseri dillerine hemen aktardılar. Karl Brokkelmann, 1928` de Macaristan Bilimler Akademisinin desteği ile Dîvân ü Lügati’t Türk`ü yayınladı.
Türkiye Cumhuriyeti de Eserin Üzerine Titredi. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından Dîvân ü Lügati’t Türk tercümesi meselesi, sürekli gündemde olan bir mesele oldu. 1932 yılında toplanan 1. Türk Dili Kurultayında, Dîvân ü Lügati’t Türk`le ilgili olarak özel karar alındı ve tercüme çalışmaları için 2500 lira bütçe ayrıldı. Besim Atalay`ın çalışmalarının ilk cildi 1939` da, ikinci cildi 1940` ta, üçüncü cildi 1941` de indeksi ise 1942 yılında yayınlandı.
Kitap bağımsızlıklarının ardından Özbekistan, Kazakistan ve Azerbaycan’da devlet başkanlarının önsözü ve büyük beklentilerle basıldı. Ali Emiri Efendinin “Bu kitap değil. Türkistan ülkesidir. Türkistan değil. Bütün cihandır” dediği Dîvân ü Lügati’t Türk`ün değişik Türk lehçelerinde yayınlanması bilim adamlarını ve aydınları heyecanlandırmıştır. Türk Dünyasının her köşesinden bu büyük kitaba yoğun ilgi olmuştur.
DÎVÂN Ü LÜGATİ’T TÜRK`ÜN YAZILIŞI
İbn-i Fadlan, Gerdizi, Tahir Mervezî, Muhammed Avfî ve Beyhakî gibi kendi döneminin Türk hayat ve cemiyetleri üzerine eğilen ünlü alimleriyle birlikte Türk illerini adım adım dolaşan Kaşgarlı Mahmut, çalışmalarında Türkçe’yi resmi dil olarak kabul eden Karahanlı Devleti’nden de büyük destek gördü. Türkçe’nin serpilip gelişmeye başladığı o dönemde, Mahmut’la birlikte Balasagunlu Yusuf Has Hacib de Türk diline büyük hizmet etti. Bu iki Türk alimi, ortaya koydukları eserlerle, Türk dil birliğinin sağlanmasına önemli katkılarda bulundular. Aynı zamanda filolog, etnograf ve ilk Türk haritacısı olan Kaşgarlı Mahmut, Dîvânü Lûgati`t-Türk adlı eserinde; yaşadığı devirdeki Türk illerinin ve boylarının kullandığı ağızları canlı olarak tespit etti. . Divanında 7500’den fazla kelime hakkında açıklama yapmıştır.Oğuz Türklerinin 24 boyu ile ilgili şemayı da verdiği eserinde, Türkçe’nin zenginliğini ve Arapça ile Farsça yanındaki değerini ispat etmiştir. Divân’ında Türk dilinin grameri yanında, Türk yer adları, Türk damgaları ve Türk topluluklarını da etraflı şekilde anlatan Kaşgarlı Mahmut, ömrünün sonlarına doğru tekrar memleketi Kaşgar’a dönerek, tahminen 1090’da burada vefat etti. Doğu Türkistan’da bulunan Kaşgar şehrine 90 kilometre uzaklıktaki Azak köyünde olan kabri, 1983 yılı Temmuz ayında bulundu. Türk illerini, obalarını ve bozkırlarını birer birer dolaşan ve Türk dili ve kültürüne ait topladığı malzemeyi titizlikle inceleyerek eserlerine alan Kaşgarlı Mahmut; Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma ve Kırgız boylarının ağız ve lehçelerini karşılaştırmalı olarak işledi. Ona göre; Türk lehçelerinin en kolayı Oğuz lehçesi, en dürüst ve kullanışlısı Yağma ve Tuhsi şivesi, en edebisi ise Kaşgar Türkçesidir.
DİVANÜ LÜGATİ`T TÜRK`TEN SEÇMELER
-Aç ebek, tok telek Aç kişi aceleci, tok kişi yavaş olur.
-Aç ne yemes, tok ne temes Aç olan ne yemez, tok olan ne söylemez?
*********ız yese köz uyadur Ağız yese göz utanır.
-Alp çerikde, bilge tirikde Yiğit ordu içinde, bilgin mecliste belli olur.
-Alplar birle uruşma, beğler birle turuşma Yiğitlerle vuruşma, beylerle sürtüşme, iddialaşma.
-Alp yağıda, alçak çoğuda Yiğit kişi düşman karşısında, yumuşak kişi savaşta belli olur.
-Aş tatıgı tuz yogrın yemes Yemeğe tat veren tuzdur ama tuz çanakla yenmez.
-Atası açıg almıla yese oglınıñ tısı kamar Babası ekşi elma yese, oğlunun dişi kamaşır.
-Ayın kişi neñi neñ sanmas Başkasının malı, mal sayılmaz.
-Azuklug aruk ermes Azığı olan yorulmaz.
-Beş erñek tuz ermes Beş parmak düz, birbirinin eşi değildir.
-Birin birin miñ bolur, tama tama kol bolur Birer birer bin olur, damlaya damlaya göl olur.
-Ebek ebğe tegmez Aceleci evine varamaz.
-Ebliğ toygursa közi yolka bolur. Ev sahibi doyurunca, konuğun gözü yolda olur.
-Ermegüğe bulıt yük bolur Tembele bulut yük olur.
Bekir CEVİZCİ
Edebiyatla çok uğraşmam ama bilgimiz olması şart buyrun .png)
|