Hz. Osman (Radıyallahu Anh)




Aralık 05, 2008, 07:57:51 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.


Check Google Page Rank

 
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt Etiket




Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Hz. Osman (Radıyallahu Anh)
Cevaplar 2
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 717
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Eylül 05, 2007, 05:33:35 ÖS
Zippo


█ D █ E █ P █ R █ E █ S █ İ █ F █



*


Üye No : 2257

Cinsiyet : Bay

Nerden : Farkeder mi ?

Konu  :
1489

Mesaj : 3098

Prestij : 2193
Bul Damarımı Bas İlacı Dindir Acımı..
Offline
« : Eylül 05, 2007, 05:33:35 ÖS »

Şekil ve Şemaili: Hz.Osman (Radıyallahu Anh) ne kısa, ne de uzundu, orta boylu, esmer tenli, ince derili, güzel yüzlü ve güzel huylu uzun ve beyaz sakallı idi. Bir gün Cebrail'i Emin geldi:

"-Ey Allah'ın Resulu! Yusuf (Aleyhisselam)'un mübarek yüzüne bakmak istiyorsan Hz.Osman’a (Radıyallahu Anh)'ın yüzüne bak. İbrahim Halilullah’ın sakalına bakmak istiyorsan, yine O'nun mübarek sakalına bak" buyurdu.

Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) en yakın sahabelerinden, Aşere-i Mübeşşere’den ve Hulafai Raşidin’in üçüncüsüdür. Özellikleri ve faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Sahabenin en zenginlerinden olup cömertliği ve hilmi, hayası edebi dillerde destan olmuştur. Hz.Hafsa (Radıyallahu Anha)'da bulunan Mushaf'ı çoğaltıp İslam merkezlerine birer nüsha göndererek büyük bir hizmette bulunmuştur.

Nesebi ise; Babası Affan, annesi Erva'dır. Büyük annesi Beyza Ümmül-Hakim, Nebiler Serveri’nin halasıdır. Ata soyu, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ata soyu ile Abd-i Menaf b.Kussay'da birleşir. Ebu Abdullah ve Ebu Amr diye iki künyesi vardır. Şerefli lakapları ise "Zinnüreyn" dir. İlk Nur Sahibi demektir. Bu lakabı kendisine veren Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’dir. İki Kerimesi’ ni Rukiye (Radıyallahu Anha) (O’nun ölümünden sonra) Ümmü Gülsüm’ü (Radıyallahu Anha) ayrı ayrı nikahladığı için Osman'ı Zinnureyn (ilk nur sahibi) anlamına gelen bu lakabı vermiştir. Bu ne büyük bir ikramdır.

Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayrı ayrı nikahladığı iki kızı da ölünce Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'a hitaben şöyle buyurdu:
"Ey Osman! Başka kızım olsaydı, O’nu da sana verirdim." Hatta başka bir Hadis-i Şerifte: Eğer kırk kızım olsaydı, hepsini Osman'a verirdim. Hiç biri kalmayıncaya kadar.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh) ilim ve hilmin sembolüdür. Hilmü takvada O’nu geçen yoktur. Gökteki melekler dahi O’ndan haya etmişlerdir. Kur'an O'nun dilinden su gibi akmıştır. İslam'a hizmeti sayılamayacak kadar çoktur. Hiç kimseyi ağlatmamış, kendi canı pahasına kimsenin kanının akmasına razı olmamıştır. Her sözü hikmet, her sükutu ibret olmuştur. Hazreti Sıddık'ın Devleti ile Islam ilk şereflenmiş, ilk Müslümanlardan olmuştu. Ilk defa Hicret bayrağını açarak Habeşistan'a Hicret etmişti.

Hicretin yirmidördüncü yılında Hz.Ömer (Radıyallahu Anh)’den sonra Halife olmuş -Asiler tarafından Kur'an okurken Şehit edilesiye kadar- oniki seneden oniki gün noksan olmak üzere Hilafette bulunmuştur. Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın Şerefi’nin yüceliği hakkında bir çok Menkıbeler Hadis-i Şerifler mevcuttur.

Hz.Aişe (Radıyallahu Anhu)'den rivayet olunan bir Hadis-i Şerifte, şöyle buyurulmaktadır: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinde uzanmış, yatağında yatmaktaydı. Hz.Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) kapıya gelip içeri girmek için izin istedi. Izin verildi. O’da girdi. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) durumunu değiştirmedi. Arkasından Hz.Ömer (Radıyallahu Anh) teşrif buyurdu. O’da içeriye girmek için izin istedi. Kendisine izin verildi. İçeri girdi. Yine Resulullah (Sallallahu Aleyi ve Sellem) istifini bozmadı. Daha sonra Hz.Osman (Radıyallahu Anh) geldi, içeri girmek için izin istedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen izin vermedi. Oturdu toparlandı, ayaklarını kapattı. O'ndan sonra izin verdi.
Hepsi dağıldıktan sonra bunun sebebini sordum. Ey Allah (Celle Celalühu)'ın Resulü! (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anh) geldi, istifini bozmadığın halde Osman (Radıyallahu Anh) gelince kendine çeki düzen verdin. Sebebi nedir? Diye sordum. Buyurdu ki:

"Kendisinden meleklerin bile haya duyduğu bir kişiden ben haya duymayayım mı?"[Müslim, Fezailüs-Sahabe 36, (4201)]

Hz.Osman (Radıyallahu Anh) buyurmuştur ki: Fahri Alem Hazretleri’yle biat edip mübarek eline elim yapıştıktan sonra artık sağ elimi hayatımın sonuna dek avret mahalline uzatmadım. Belki de ahlak ve haya tecessüm etse cisimleşse Hz. Osman (Radıyallahu Anh) olurdu.

Edep ve Haya incisi. Hayasından başını kaldırıp göklere bile bakmazdı. Amma kafasını kaldırıp baktı mı da Levhi Mahfuzu görmeden indirmezdi.

Tüm gayretiyle Kur'an'ı Kerim’in yazılma işiyle meşgul olurken, bir Cuma günü namazı müteakip dua ederken bir zat geldi.
-Ey Osman (Radıyallahu Anh) fazilet bakımından İhlas suresi, Tebbet suresinden daha üstün olduğu halde niçin Tebbet suresini önce yazdın! Bunun esas hikmetini öğrenmek istiyordu. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) O zatın gözlerini mübarek elleriyle sildikten sonra. "Bak bakalım nereyi ne şekilde göreceksin!" Adam bir bakar, Levhi Mahfuz’u görür ki Levhi Mahfuz’da Kur' an'ı Kerim aynı Hz. Osman (Radıyallahu Anh)’ ın yazdığı şekilde dizilmiş.
Bu kerameti gören şahıs hemen özür diler istiğfar eder. Hürmeti ve muhabbeti artar.

Kur'an'ı Kerim’in tertibi evvela Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafında tespit edilmiş daha sonra bu tertip, sıra Hz. Osman (Radıyallahu Anh) tarafından sağlanmıştır.

Ve yine Hz.Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) zamanında toplanıp Cem edilen Kur'an'ı Kerim Hz.Osman (Radıyallahu Anh) zamanında teksir edilmiş çoğaltılmış ve önemli Islam merkezlerine gönderilmiştir. Bu Kur'an'ların bir tanesi Mekke şehrine, bir tanesi Basra'ya, bir tanesi Şam'a, bir tanesi Küfe’ye gönderilmiş, bir tanesi de Medine-i Münevvere’ de kalmıştır.

Bir rivayette çoğaltılan nüshaların yedi olduğu birinin Yemen'e bir diğerinin de Bahreyn vilayetine gönderildiği söylenir.
İslam dini yayılmaya başladığı zaman, Medine Mescidi dar gelmeye başladı. İnsanlardan bir kısmı çadırlarda namaz kılıyorlardı.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Bizim Mescidimiz’i 1 zira olsun genişleten, cennete girer." Buyurarak mescidin genişletilmesini tavsiye ediyordu.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh):
-Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Bütün servetim sana feda olsun mescidi büyütme işini üzerime alıyorum diyerek 40 zira kadar genişletmiştir. Bunun üzerine şu Ayet-i Celile nazil oldu. "Allah (Celle Celalühu)'ın Mescitleri’ni ancak Allah (Celle Celalühu)'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah (Celle Celalühu)' dan başkasından korkmayan kimseler iman eder. Işte doğru yola erenlerden olmaları umulanlar bunlardır." [Tevbe, 18]

Medine'yi Münevvere’de Rüme kuyusundan başka içilecek su yoktu. Kuyunun suyu çok güzeldi lakin Bir Yahudi'nin elinde idi ve suyu çok yüksek fiyata satıyordu.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Rüme kuyusunu kim satın alır, kendi kovasını Müslümanlardan farksız tutarsa, Cennetteki kovası bundan hayırlı olur." Buyurdular.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh) hemen gelip Yahudi ile pazarlık yaparak kuyuyu satın almak istedi. Lakin Yahudi kuyunun yarısını satmaya razı oldu. Böylece Yahudi 1 gün Osman (Radıyallahu Anh) 1 gün su alacaktı. Tabi ki Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın sırası gelince bütün Müslümanlar kuyunun etrafını sarıyor iki günlük sularını çekiyorlardı. Yahudi'nin nöbetinde Müslümanlar su almazdı. Böyle olunca Yahudi kendi hissesini de Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'a daha ucuza satmak zorunda kaldı. Artık bütün kuyunun suyu Müslümanlar için akmaya başladı. Ve suyu Sebil ederek halka bedava dağıttı.

Bir keresinde Allah (Celle Celalühu)’ın sevgilisi minbere çıkmış Islam ordusuna bağışta bulunmaya davet ediyordu. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) ayağa kalktı ve: Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Allah (Celle Celalühu) yolunda, palas ve palanlarıyla yüz deve vermeyi üzerime alıyorum!

İnsanlığın Efendisi orduya bağışı teşvike devam etti.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh) tekrar ayağa kalktı ve:
-Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aley hi ve Sellem) Allah (Celle Celalühu) yolunda palas ve palanlarıyla ikiyüz deve vermeyi taahhüt ediyorum!..
Nebiler Nebisi yine teşvik edince Hz.Osman (Radıyallahu Anh) palas ve palanlarıyla tam tesisat üçyüz deve vermeyi üzerime alıyorum buyurdu.
Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberden inerken buyurdu ki:
"Bundan sonra ne yapsa Osman (Radıyallahu Anh)'a zarar vermez. [Tirmizi, Menakıp (3701)]

Yine bu Büyük Sahabe’nin cömertliği ile ilgili bir menkıbesini yeri gelmişken zikredelim. Hz.Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) Halifeliği zamanında halk kıtlığa uğramıştı. Hz.Osman (Radıyallahu Anh)’a Şam'dan 1000 deve yükü ekmek ve yiyecek gelmişti. Sahabe-i Kiram bunu duyunca Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın kapısını çaldılar. Dışarı çıkıp:
-"Buyurun ne istiyorsunuz?" diye sordu.
-Sana 1000 deve yükü buğday ve yiyecek geldiğini haber aldık. Onları bize sat da Medine'li muhtaçları bolluğa kavuşturalım dediler. Hepsini almak için pazarlığa giriştiler. Fakat Hz.Osman (Radıyallahu Anh) hiç birisine vermedi. Ve buyurdu ki: “Ben buna kıymet biçtim sizden daha fazla ücret verene vereceğim” dedi. Sahabe müteessir oldu. Hep birlikte Hz. Ebu Bekir (Radıyallahu Anh)'in yanına geldiler.

Ve:
-Ey Müminlerin Emir-i, Osman (Radıyallahu Anh)'ın malı geldi bir ölçek buğdaya şu kadar verdik, vermedi. Sizden fazla veren var, o’na vereceğim dedi.

Hz.Ebu Bekir (Radıyallahu Anh): Siz O’nun hakkında kötü düşünmeyin bir yanlış anlama olmuştur. Birlikte gidelim bakalım ne der. Birlikte gittiler -Ey Osman (Radıyallahu Anh)! Sahabeler senin bir sözünden çok müteessir olmuşlar ne dersin?

Hz.Osman (Radıyallahu Anh):
Doğrudur Ey Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın Halifesi! Onlar malıma bir’eyedi verdiler. Ben malımı daha fazla verene sattım. "Hz.Allah (Celle Celalühu) bir’eyediyüz veriyor. Bende malımı O'na sattım." buyurdu.

Ve gelen kervandaki bulunan tüm malını Medine'nin fakirlerine bedava dağıttı. Ayrıca bu develerin hepsini urban edip Medineli Müslümanlar’a dağıttı. Ziyafetler verdi bolluğa kavuşturdu. Hz.Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) çok memnun oldu taltif etti, takdir etti. O gece rüyasında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı gördü; güzel elbiseler giymiş, mübarek başına sarık sarmış, elinde bir demet çiçek ile tebessüm ederek buyurdular ki:
Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın ziyaretinden geliyorum. Kendisi çok esaslı bir sadaka dağıttı.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh) yalnız Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağlığında değil, daha sonra da servetini, Allah (Celle Celalühu) yolunda harcamaya devam etmiştir.
Herkes ittifakla kabul etmiştir ki Hz.Osman (Radıyallahu Anh) zamanının şeyhi idi. Yetimlere, dertlilere, öksüzlere, kimsesizlere bir baba gibiydi. Onlara karşı son derece şefkat sahibiydi. Medine'de bir aç, bir çıplak, bir çaresiz görse veya duysa hemen o’nun çaresine bakardı.
İslam'ın üçüncü Halifesi oldu.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın ikinci kızını almak O'na nasip oldu.
Müslüman olmadan önce hiç zina etmemişti.
Her Cuma mutlaka köle azat ederdi.
Gündüzleri oruç tutar, geceleri namaz kılardı. Rivayetlere göre bir rekatta da Kur' an hatmederdi, ikinci rekatta da 1000 tane Ihlas-ı Şerif okurdu.

Faziletleri anlatmakla bitmeyecek kadar çok olan Hz. Osman (Radıyallahu Anh) nihayet 80 yaşında oruçlu olarak Kur'an okurken, asiler tarafından şehit edilmiştir.

Bu isyancıları kışkırtıp bu işe sokan Yemenli Bir Yahudi dönmesi olan Abdullah bin Sebe'dir. Islam Nuru’nun yavaş yavaş cihanı kaplamaya başlaması üzerine telaşa kapılmıştı. Hz.Ömer (Radıyallahu Anh) devrinde güya Müslüman olunmuştu. Fakat Yahudinin hıncı içinden çıkmamıştı. Kötü fikirleri ile Müslümanların içinde fitne çıkarmak için fırsat kolluyordu. Lakin Hz.Ömer (Radıyallahu Anh)'in süratli adaleti, şiddetli tedbirleri sayesinde, tasarladığı fitneleri tatbik sahasına koyamadı. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) zamanında O’nun Müslüman halkı yönetiminde bu fırsatı yakalamıştı. Ve bir dizi bahaneler, sebepler sıralayarak Halife-i Müslimin’e karşı ayaklanmaya kışkırtıyordu. Kasaba kasaba, şehir şehir, gezmeye ve Hz. Osman (Radıyallahu Anh)'ın aleyhine ileri geri konuşmaya başlamıştı. Güya Mısırlılar valilerinin değiştirilmesini istiyorlardı. Aslında bu, isyancıların safdil kısmından olanların düşüncesiydi. Içlerinde bu Yahudi dönmesi Abdullah Bin Sebe'nin tesiri altında kalanların ve münafıkların asıl niyetleri başkaydı. Mısır, Küfe ve Basra tarafındaki asiler, aralarında anlaşıp teşkilatlandılar. Hac bahanesi ile Nur Şehri Medine istikametinde yola revan oldular. Gelip şehrin etrafına çadırlarını kurdular. Ama görüntüleri adeta şehri basmaya gelen bir düşman ordusu manzarası yüzlerce binlerce asker.

Ne nasihat dinliyorlar ne sulha yanaşıyorlar. Mısır Valisi’nin değiştirilmesini ileri sürüyorlar. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) ise asilere asla taviz vermiyor ve bu tekliflerini reddediyordu.

Hz.Ali (Radıyallahu Anh) durumun çok ciddi olduğunu görerek oğulları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (Radıyallahu Anh)'i Halife-i Müslim'i korumakla görevlendirdi. Isyancılar ise gün geçtikçe taşkınlıklarını arttırıyorlar ve niyetlerini açıkça belirtmekten çekinmiyorlardı. Artık "Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın Hilafeti terk etmesini istiyoruz!" demeye başlamışlardı.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh), isyancıların bu sözlerini işitince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın şu Hadis-i Şerifini hatırladı.

"Ey Osman! Allah (Celle Celalühu) sana bir gömlek (Hilafet) giydirecektir. Şayet münafıklar, o’nu çıkarmayı (Hilafetten vazgeçmeni) senden isterse Bana kavuşuncaya kadar o’nu çıkarma!"

Bu sözler hala kulaklarında çınlıyor Hz.Osman (Radıyallahu Anh) isyancıların teklifini reddediyor. "Allah (Celle Celalühu)'ın giydirdiği Hil'ati çıkartmam" diyordu.

Asiler evi abluka altına almışlar kimseyi yakıştırmıyorlardı. Evden kimseyi çıkartmıyorlardı. Hz.Ali (Radıyallahu Anh)'ye bile kafa tutuyorlardı. Fitne adete başlar üzerinde kanat çırpıyordu. Hatta ev halkının bahçedeki kuyudan su içmesine bile izin vermiyorlardı.

Bu zulüm Medine halkını galeyana getirdi. Abdullah bin Zübeyr ile Hz.Ebu Hüreyre (Radıyallahu Anh) Halifeye gelip;

-Ey Müminlerin Emir-i izin ver bu aksiliklerin kökünü kazıyalım.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh), isyancılar arasındaki

-"İslam tarihinde Müslümanları birbirine kırdıran ilk adam ben olacağım. Tek Müslüman'ın kanının akmasına razı olmam" diyor ve evinin penceresinden asilere nasihat ediyor.

-Ey insanlar Medine'de Müslümanlar susuz iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' in teşvikiyle -Rüme- kuyusunu satın alıp tüm Müslümanlara bedava dağıtmadım mı? Isyancılar "evet" dediler. Hz.Osman (Radıyallahu Anh): Siz bugün beni o kuyunun suyunu içmeye bırakmıyorsunuz, deniz suyu gibi tuzlu su içiriyorum.

-Yine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Falanın yerini kim satın alıp mescide katarsa, o yerden daha hayırlısına Cennette kavuşur" buyurunca o yeri kendi imkanlarımla satın alıp mescide katmadım mı? Evet Siz şim di benim o mescitte namaz kılmama mani oluyorsunuz.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh) devam da buyurdu ki:
Allah (Celle Celalühu)'a kasem ederim ki; Tebük muharebesinde İslam ordusunu kendi malımla teçhiz ettim bunu biliyorsunuz.

Yine kasem ederim ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Ebu Bekir, Ömer (Radıyallalahu Anh) ve ben Sevr Dağı’na çıkmıştık. Dağ sallanmaya başladı. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek ayağı ile dağa vurdu ve buyurdu ki; "Ey dağ! Sakin ol, üzerinde bir Peygamber (Aleyhissellam) bir Sıddık ve iki Şehit vardır." Dediğini bilir misiniz.

Evet! dediler.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh):
"Allahu-Ekber, Kabe'nin Sahibine yemin ederim ki, ben Şehidim" diye gözlerini semaya dikerek bu sözünü üç kere tekrarladı. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) kendisine hak üzere olduğunu, karşısındakilerin batıl yolda olduklarını ikrar ettirmek için bu karşılıklı konuşmayı yaptı. Yoksa kendisinin haksız yere öldürüleceğini biliyordu. Şehit edileceği gün dedi ki:

"Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana muharebe edenlere karşılık vermeyip, sabretmelerini tavsiye buyurmuştur."

Ne var ki asiler ibret alacak durumda değildi. Adeta söylenilenler kulaklarından girmiyordu. Suratlar asık ve karanlık, çehreler değişmiş insan değil de hepsi birer taş yığını sanki. Ne his var ne de zerre kadar duygu...Nur şehri Medine garip uğultular içinde kalmıştı. Müminlerin Emiri’ne dilini bile ıslatacak kadar su vermiyorlardı ve muhasara sürüyordu. Bu arada Medineliler’ inde öfkeleri gittikçe artmaya başladığını gören asiler telaşa kapıldılar ve korkunç planlarını tatbike koydular. Halife-i Müslimin’in evine hücum ettiler, kapıda nöbet tutan Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (Radıyallahu Anh) isyancılara karşı kılıçlarını çekerek karşı koydu ve bu çarpışma esnasında Hz.Hasan (Radıyallahu Anh) yaralandı. Bu esnada bir gurup asi bitişik evin duvarından atlayarak içeri girmişlerdi. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) kıbleye karşı diz çökmüş gözlerinde elmas elmas yaşlar Kur'an'ı Kerim okuyordu.

Hz.Osman (Radıyallahu Anh) bu gece, hayatımın son gecesinde bir rüya gördüm. Allah (Celle Celalühu)'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer (Radıyallahu Anh) bir arada... Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu.
-Ya Osman! Seni muhasara edip buraya mı kapattılar?
-Evet ya Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
-Seni susuz bıraktılar?
-Evet ya Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Ve bir kase dolusu su uzatıyor. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) yanmış dudaklarıyla suyu yudumluyor. Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki:
Ya Osman! Dilersen yarın iftarı bizimle yaparsın, istersen yardımına gelip seni kurtarsınlar.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh) sevinçle: Mertebe-i Şahadetle iftarı yanınızda yapmak istiyorum!

Ve Cuma sabahı...
Hz.Osman (Radıyallahu Anh) oruçludur... Kur'an okuyor... İsyancıların içeri girdiğini görünce hiç telaşlanmıyor Sükunet içinde ikaz ediyor.

Emirel Müminin’in odasına, asilerden, üst üste, giren girene, mel’unun biri Halife’nin başına bir demir vuruyor, gözleri dönmüş isyancılar saldırıyorlar. Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın hanımı Hz.Naile Hatun gürültüleri duyup koşarak Efendisi’nin imdadına geldi atılarak araya girdi vücudunu kocasına siper etti. Indirilen kılıç darbelerine elleriyle karşı koymaya çalıştı. Bir kılıç darbesi ile parmakları doğrandı. O halde iken bile kocasını müdafaaya çalışıyordu. Isyancılardan bir tanesi bu fazilet timsali hanımı iterek yere düşürdü. Amr bin Humuk isimli nasipsiz kılıcını Hz. Osman (Radıyallahu Anh)'ın iman dolu göğsüne sapladı. Hançerler peş peşe, acımasızca bu büyük Halife’nin vücuduna saplanmaya başladı. Hz.Osman (Radıyallahu Anh) dudaklarından son olarak "-Lailahe illallah Muhammedün Resulullah-" kelimeleri tayibesi döküldü. Naile Hanım kocasının üzerine kapanarak hıçkırıklarla ağlarken asiler telaş içinde kaçmaya başladılar.

İman ve edep incisi Hz. Osman (Radıyallahu Anh)'ın bembeyaz gömleği alkanlar içerisindeydi. Kan damlaları açık duran Kur'an'ı Kerimin tam şu Mukaddes Ayetine damlıyor:
"-Fese yekfikehümüllah-" (Allah (Celle Celalühu) sana kafidir.)[Bakara. 137]

(Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın bu kanlı gömleği ile şehit edildiği esnada okuduğu bu Kur'an'ı Kerim Topkapı Sarayı’nda "Mukaddes Emanetler Dairesi"in de teşhir edilmektedir.)
Feryatları, ilk işiten hizmetçilerden biri içeri dalıyor ve kılıcıyla katillerden bazısını cansız yere seriyor. Bu arada kapıda nöbet bekleyip oradan isyancıları içeri bırakmamaya çalışan Hz.Hasan ve Hüseyin (Radıyallahu Anh) içeri koşuyorlar. Koşan koşana İman ve Edep Abidesi’nin üzerine kapanıp ağlamaya başladılar.

Osman (Radıyallau Anh) için;

İnsan ağlar Cin ağlar;
Kur'an ağlar, iman ağlar, din ağlar!..

Öyle garip bir manzara, tüyler ürpertici bir görüntü ki katiller bile hayretle parmak ısırıyorlar. Nasıl bu kadar vicdansızmışlar, O Nur Yumağı’nı nasıl öldürebilmiştiler?
Bunların hepsi sonradan çok perişan bir vaziyette de öldüler.
Hz.Osman (Radıyallahu Anh)’ın şahadet haberi tüm Medine'ye yayıldı. Herkes göz yaşı dökmeye başladı. Hz.Ali (Radıyallahu Anh) koşa koşa gelerek gözyaşları içindeki oğullarına dedi ki:

"Siz yaşarken O'nun şehit edilmesine nasıl imkan verdiniz."
Hz.Osman (Radıyallahu Anh)‘ın mübarek cenazesi kılınan cenaze namazını müteakip Baki Mezarlığı’nın bitişiğindeki duvarlarla çevrili bir yere defnedildi.

Kalplere ilk fesat mikrobunun düştüğü ve artık meydanlarda şeytanların cirit atmaya başladığı devirler açılıp geldi. Belki de Hz.Osman (Radıyallahu Anh)'ın öldürülmesi kıyamete kadar devam edecek fitneler zincirinin ilk halkası oluyordu.

Rabbimiz Tebareke ve Teala, Bizleri ve Tüm Ümmeti Muhhamed’i, bütün fitnelerden emin eyleyip dostlarının yolundan ayırmasın... AMIN!

DİPNOTLAR
1. Müslim, Fazailüs-Sahabe 36. (4201)
2. Tevbe, Suresi 18
3. Tirmizi, Menakıb (3701)
4. Bakara, Suresi 137
« Son Düzenleme: Eylül 05, 2007, 06:24:28 ÖS Gönderen: CybeRCodeR » Logged

Üye olmadığınızdan ötürü linkler gözükmüyor, değilmi ?
Linkleri görmek ve bu sitede anti-sömürge sistemi olduğunu bilip , banlanmıcam diyorsanız Kayıt Olunuz yada bizdenseniz Giriş Yapınız
TURKeyif.Com Kuralları


Konuksever Moderatör
Tavsiye Elemanı
*
Mesajlar: 27614


View Profile
Re: Hz. Osman (Radıyallahu Anh)
« Posted on: Aralık 05, 2008, 07:57:51 ÖÖ »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi.Sitemizin diğer bölümlerinde bulunan program, msn, sohbet, resim, video vs. arşivi için üye olmanızı öneririm.Binlerce üye ile sohbetde cabası..

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Osman (Radıyallahu Anh) oyunları, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) programı, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) oyunu indir, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) program yükle, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) download, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) hikayeleri, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) resimleri, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) haber, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) yükle, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) videosu, Hz. Osman (Radıyallahu Anh) msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Şubat 20, 2008, 05:14:38 ÖS
Şakka


senden çok benim ihtiyacım olan bir şeyi sana vermişsem; işte bu sevgidir



*


Üye No : 1739

Cinsiyet : Bayan

Nerden :

Konu  :
505

Mesaj : 4563

Prestij : 1292
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Şubat 20, 2008, 05:14:38 ÖS »

Müslüman olmadan önce hiç zina etmemişti.
Her Cuma mutlaka köle azat ederdi.
Gündüzleri oruç tutar, geceleri namaz kılardı. Rivayetlere göre bir rekatta da Kur' an hatmederdi, ikinci rekatta da 1000 tane Ihlas-ı Şerif okurdu.

meleklerin bile haya etiği kişiymiş..daha ne denir ki..
Logged

yokluğun burda bir akşam renginde
ve kokun dağılmış yüzünde tel tel....
Temmuz 26, 2008, 03:21:29 ÖS
hayrunisa




*


Üye No : 2684

Cinsiyet : Bayan

Nerden : sakaryammm

Konu  :
45

Mesaj : 357

Prestij : 76
Offline
« Yanıtla #2 : Temmuz 26, 2008, 03:21:29 ÖS »

Fese yekfikehümüllah-" (Allah (Celle Celalühu) sana kafidir.)[Bakara. 137]

selamun aleykum.Beni iki sahabinin ölümü çok üzmüştür:İlki Hz.hüseyin.2.hz Osman.Evet o öldürüleceğini biliyordu.Ölmeden önce hanımına içerden giydiği elbisesinin altına giymek için pijama türü bişey istedi.Kafirler beni sürükleyebilir,birtafafım gözükmesin diye dedi hanımına...ölüme korkusuzca gidebilmek ne büyük iman!Onlarki o şekilde öldü.Bizi düşünemiyorum.Emeğine sağlık
Logged

Üye olmadığınızdan ötürü linkler gözükmüyor, değilmi ?
Linkleri görmek ve bu sitede anti-sömürge sistemi olduğunu bilip , banlanmıcam diyorsanız Kayıt Olunuz yada bizdenseniz Giriş Yapınız
 Konuya bakanlar
  0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

TURKeyif.com Etiketler
Hz. Osman (Radıyallahu Anh)

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Morg bekçisi Osman Slaytlar ve Sunular CγbεЯCσdεЯ 5 351 Son Mesaj Mayıs 30, 2007, 10:43:55 ÖÖ
Gönderen: Mine
Hz. Ömer İbn-i Hattab (Radıyallahu Anh) İslam Büyükleri Zippo 0 270 Son Mesaj Eylül 05, 2007, 05:34:51 ÖS
Gönderen: Zippo
Osman Gazi'nin Vasiyeti Tarih Zippo 5 623 Son Mesaj Kasım 16, 2008, 10:11:02 ÖS
Gönderen: abdullah1354
Osman Bölükbaşı Fıkralar Please wait... 0 123 Son Mesaj Nisan 09, 2008, 03:47:38 ÖS
Gönderen: Please wait...
osman cemal kaygılı Şairler ve Yazarlar klmno 1 172 Son Mesaj Temmuz 25, 2008, 11:21:33 ÖS
Gönderen: whiteangel
-=| TopLisT |=-
Genel
Zirve100
YASAL UYARI

TURKeyif.com kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. TURKeyif.com kullanıcı ve üyelerinin, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle TURKeyif.com un hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle TURKeyif.com un üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları TURKeyif.com kullanıcılarına rücu edilecektir.

| Anasayfa | Urllist | Sitemap | iMode | Archive | XML | Rss | Wap | Wap2 |



MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!