|
|
 |
« : Nisan 04, 2008, 12:41:35 ÖÖ » |
|
Gecenin sabaha ikram ettiği zamanın; yıldızların allahısmarladıkışıkları ile güneşin merhaba fısıltısının birbirlene selam durduğuvaktin zamansızlığında, çok gürültülü sokakların en sesiz vaktinde veçok katlı, kasvetli apartmanların arasındaki gökyüzüne yakın, denizegöz kırpan dairelerin birinde her zamanki sabah nöbetlerindeki sesizçığlıkla uyandı. Yarı açık gözleri ile önce beyaz, aydınlanmaya yenibaşlamış tavana sonrada başını iyice arkaya atarak dışarıya, gökyüzünebakmaya başladı… Yüksek ve meşe ağacından yapılmış, çocukluk zamanındanberi ona koynunu açan yatağı, camın kenarında hemen pencerenin önündeduruyordu… Bir süre öylece; başı geriye durur şekilde; aydınlanmayabaşlayan, ama yıldızların da gitmeye razı olmadığı, sanki ay’ın bütünhepsinin kollarında çekiştirir bir şekilde vaktin dolduğunu, artıksahneyi bir sonraki perdedeki rolünü ortaya koymaya gelmiş güneşe terketmenin gerektiğini haykıran telaşındaki gökyüzüne odaklanmış şekildeyatağında uzanıyordu. Üstündeki ince pikeyi de yanına, birazda altınasavurmuştu… Sonra merakla saatine baktı.. vakti değildi onun, buaydnlığa göre.. ama yine de emin olmak için saatine göz attı; 6:17 evethenüz onun vakti değildi yataktan kalkmak için., daha yaklaşık 1 saativardı.. Genelikle hafta içi saat 7;20 ile 7:30 arasında uyanırdı..Saatini emin olmak için saat 07:17’ye kurardı hep..ne olur ne olmazdiye, ama hep zil çalmadan 1-2 dakika önce uyanır ve zilin sesinibeklerken şimdiki gibi kafasını geriye atmış bir şekilde gökyüzünebakardı… sanki o uzaklardan bir ses veya bir gölge beklermiş gibi..evet ama şimdi onun vakti değildi, bir süre öylece gökyüzünü seyredipdurduktan sonra, yatağında doğruldu; önce ayaklarını parke kaplı yerekoyarak ama yatağından kalkmadan gerildi…. Kalkmak ile kalkmamakarasındaki kararsızlıkla öylece bir kaç saniye bekledi… Sonra kararınıverdi; onun vakti henüz değildi, nasılki güneş sahne alamamışsa o dasahne almayabilirdi… Ayaklarını yatağının üzerine çekip, sırtını duvaraverdi. Daha sonra dizlerini karnına doğru çekerek soğuk duvara iyicesırtını vererek yaslandı.. Şimdi bulunduğu yer tam penceye paraleldi,üstelik denizde gözlerine sanki günaydın dermiş gibi parlıyordu..Kafasını dizlerinin üstüne koyup, ruhunu da deniz, son kalan sabahyıldızı, güneş ve zamana teslim etti bir süre öylece.. Kendini düşünmekzorunda hissedipte, düşünmek istemediği o kadar çok şey vardı ki..Yatakta biraz doğrularak, dizlerinin üstünde dikilerek pencereyi açtı.Belki sabahın bu saatinde denizin iyot kokusunu hissedebileceğinidüşündü… Evet yanılmamıştı, havada yosun kokusu vardı.. Hava da haifçeserinceydi.. Biraz üpermişti. Başını pencereden uzatıp, yatağınüzerinde dizlerinin üstünde öne doğru eğilerek, yüzünü denize doğruçevirince; yüzüne doğru esen sabah yelini hissetmesi onu biraz olsunkendine getirmesini sağlamıştı.. Bir kaç dakika öylece kaldıktan sonrakendi sırtı üstü yatağın üzerine, geriye attı.. Gözleri artık iyiceirileşmiş, uyku mahm***uğunu üzerinden atmıştı. Şimdi öylesine düşünmekistiyordu, sıradan şeyler yaşama dair.. Ama ne kadar uğraşada, tambaşlayıp yol almaya niyet duyduğunda sıradanılığa, düşüncelerine yinegelip otuyordu düşünmekten kaçındıkları...;
“ Ben tanrı mı olmaya çalışıyorum, anlayamıyorum… Ama arada bir farkvar, benim yarattığım sadece hayaller, ya da yaratığımı sandığım..Sanırım vucud bulmuş olan üzerine kurgularım sadece.. Kendi kahramanımıyaratmam.. Rüyalarımın, hayallerimin, kendi yarattığım kahramanınkendimi yok etmesine seyirci kalmam.. İçimde savaşım içinde olan öfkemile sevgimi daha ne kadar seyredebilirim. Taraf olmak zorunda kalmakistemiyorum bu sefer.. Ne öfkeme destek olmak nede sevgime arkaçıkmak.. İkisi de beni fena halde şaşırtmadılar mı bu yaşamımda.. Herseferinde, özelikle her kazandığımı sanmamı sağladıkları anda sırtımhep yere gelmedi mi? Peki tarafsız kalmak mümkünmüydü.. Şimdi bütünyenilgilerimin arkasından bakınca… Hayır malasef imkansızdı bu.. Enufak bir ihtimali bile olmayan ihtimalsizlikler…. Oysa şöyle bir adımgeriye atıp, durduğum yerde herşeyi dışardan bir gözle; en azından kısabir süre seyretmek isterdim, tarafsız taraf olarak... Ne öfkemiihanetler ile nede sevgimi mutluluklarla… Ama zaten benim seçimimdeğildiki bunlar, sadece önüme konulan sahne ve rol… Seyircide belli vetek.. Peki o, Tanrı.. O ne düşünüyor.. Gülüyor mu? Eğleniyor mu?Ağlıyor mu? Kendi yarattığı sahnede ve kendi yazdığı rolde oynayanbenim için ne düşünüyor? Başaralımıyım, başarısızmı rolümde? Onudüşündürebiliyormuyum acaba? Bunların kritiğini aynen gerçek yaşamdaolduğu gibi; sahne bitince yorumcuların ağzından ve kalemindenduyulduğu gibi, yaşam bitince de elbet öğreneceğim ondan.. Ama benşimdi istiyorum bu yorumları, sahne kalkmadan, perde inmeden… Ama bu daimkazsız.. Bitmeyen rolde, role yol vemek diye birşey de olamaz.Kendimi şimdi tıpkı bir aynanın karşısında durmuş bir çocuk gibihissediyorum.. Hangisinin gerçek olduğunu anlamayan çaba sarf edenminik bir çocuk gibi.. Yansıyan mı gerçek olan? Yoksa yansıtan mı?offf…. Offfff.. Her sabah yeni yenilgilere kalmak istemiyorum artık..Sabah beni uyandıracak yeni yaşam sevinçleri, bahar sabahları tazeliğihissetmek istiyorum.. Yağmur yollarını özlüyorum.. Güneşgülümsemelerini.. Tıpkı bir rock konserindeki bateri gibi çılgıncakalbimin atışlarını.. Hayallerimin rüzgarlarının beni benden alıpuzaklara götürmelerini özlüyorum, istiyorum… Geceleri artık korkularanöbet beklemek istemiyorum.… Binlerce zorba, acıtan anı istemiyorum..Belleğim artık yorgun, hayallerim bu denli kanatsız…. İşte beni bendenaldın, şimdi mutlumusun peki? Belki de için için gülüyorsundur buhallerimi seyrederek.. Belki de girdiğin bir idaa’nın kazanmanınsevinçlerini yaşıyorsundur kahkahalarla…"
Gözlerinden biriken nemlenmeye engel olmadı her ne kadar istesede. İçerdeki diğer odadan annesinin seslenişi duydu;
“-mustafa, oğlum, uyandın mı? Geç kalma..”
“-Kalktım anne..”
Annesinin bu sözlerini duyar duymaz hemen yataktan kalktı. Gözlerindebiriken nemlenmeyi ellinin tersiyle sildi. Annesinin gözlerindekinemlenmesini görmesini istemiyordu..Çocukken bile göz yaşalarınıkimselere göstermemişti. Hızla toparlandı, artık kendine biçilen hayata"günaydın" demek zamanıydı…
|