| Ekim 31, 2007, 11:35:12 ÖS |
|
|
 |
« : Ekim 31, 2007, 11:35:12 ÖS » |
|
OK
GENEL BİLGİLER
Ok Türk'ler tarafından i'câd edilmiştir.Daha önceki devirler hakkında bir bilgimiz olmadığı için ok veokçuluğun en parlak zamânının Osmanlı'lar devrine rastladığınısöyleyebiliriz. Ok ile ilgili Hazret-i Muhammed'e atfedilen40 hadîs, Sultan İkinci Mahmud zamânında Eyüp Câmi'i imâmı AbdullahEfendi tarafından tefsîr ve tercüme edilerek pâdişâha sunulmuştur. İslâmiyet'in ilk zamanlarında Arap oklarınınmesâfesi bugünkü ölçülerle 500 metreyi geçmiyordu. Osmanlı'ların elindeok 845.5 metreye kadar fırlatılmıştır.
ÜNLÜ OKÇULAR Osmanlı'lardan önceki dönemlerde yetişenTürk Okçuları hakkında elimizde maalesef bir kayıt yoktur. Bundan ötürüyalnız Osmanlı'lar döneminde yetişmiş ok pehlivanlarının adlarızamânımıza ulaşmıştır. Bu pehlivanların lâkab ve adları şöyledir: Deve Kemâl Solak Havandelen Bursa'lı Şûcâ Tozkopan iskender (Okmeydanı'nda bugüne kadar geçilemeyen iki menzilden biri olan 1281,5 gez [*1] mesâfeli menzilinin sâhibi...) Gürz sinân Benli karagöz Mîra'lem Ahmed Ağa (Ahmed Paşa, KemankeşAhmed Beğ, Kaptân-ı deryâ Ahmed Paşa... Okmeydanı'nda bugüne kadargeçilemeyen iki menzilden biri olan 1279,5 gez mesâfeli Güneydoğumenzilinin sâhibi...) Yahyâ Ağa Arabacı Mahmûd Lenduhâ Câfer Çullu Ferrûh Zehgîrci Kâsım Kuburcu Hüsrev Kosta Hüseyin Güre Tosun Araboğlu İbrâhim Lokumcu Solak Ali Sığırcı Kâsım Parpul Hüseyin Efendi Kör Kâmil Üfürükçü Ece Usta Karaca Yatmazağaçoğlu Bâlî Beğ Kemhâcı Dîvâne Kâsım
TAŞ DİKEN PÂDİŞÂHLAR Üçüncü Selîm (1012 gez) Sultân İkinci Mahmud (1225 gez... Pâdişâh atışlarının en uzun mesâfelisi...)
ÜNLÜ TAŞLAR Okmeydanı'nda 15inci yüzyıldan bu yana en uzun gezli taşlar şunlardır: 1. 1. 1251,5 gez mesâfeli Bursa'lı Şûcâ menzili 2. 2. 1279,5 gez mesâfeli Tozkoparan İskender menzili 3. 3. 1271,5 gez mesâfeli (lodos menzilli) Kaptan Ahmed Paşa menzili 4. 4. 1281.5 gez mesâfeli (gündoğusu menzilli) Tozkoparan İskender menzili
* * *
Yayların boyu 11-12 tutam [*2] dır. Yay birinci, orta, ikinci boy olmak üzere üç boy olur. Umûmîyetle dört parçadır: Ağaç, tutkal, sinir, kemik. En büyük yay 115, en hafif yay da 95 dirhem [*3] den fazla veyâ noksan olmamalıdır. Yapılışı güç ve büyük bir dikkat isteyen yay hassâsîyetini asırlarca muhâfaza edebilir. Bâzı kuvvetli pehlivanlar 115 dirhemden dahaağır yaylar kullanmışlardır. Bursa'lı Şûcâ yıldız menzili taşını 107,Tozkoparan İskender Edirne'deki menzil taşını 130 dirhemlik yaylarlayapmışlardır.forumnetron.com Osmanlı'larda Muhiddin, Süleymân, UstaPervâne, Büyük ibrâhim, Yahyâ, Mehmed isimlerindeki ustalar Osmanlıyaylarına zerâfet, estetik ve balistik mezîyetler vermişlerdir.
Yay Ağacı En iyi yay ağacı Gerede'de yetişen Akçaağaçtır. Tutkalı çok fazla emerler. Bu karaağaçların ihtiyâr gövdelerikesilir, kökten çıkan sürgünler iki bilek kalınlığında olunca yerden 25santim kadar yukarıdan 13-14 tutam kesilir. Ortadan eşit olarak ikikısma ayrılır. Bir kazandaki soğuk suda üç gün bekletilir. Üç gündensonra kazanın altına ateş yakılarak kaynatılır. Bu kaynama süresi de üçgündür. Sonra ağaçlar çıkarılır. Talaş alevine tutulur. Biraz suyunuçektikten sonra tutkala yatırılır. Ağacın tutkalı iyice emmesi beklenir. Bu işlemden sonra ağaç, kalın tahtalaraoyulmuş, iki ucu içine kıvrık kalıplara sıkıştırılır ve urganlarlabağlanır. Asıl i'mâl devri kalıptan çıkarıldıktan sonra başlar.Kurulduktan sonra dış tarafa gelecek kısmına sinir yapıştırılır. Yay ağacı 10 yıl bekletildikten sonra işlemeye alınır.
Tutkal Tutkal yay ağacına elastıkîyet veren birmaddedir. Yayın en mühim maddesini teşkîl eden tutkal, çok titizhazırlanan bir maddedir. Yay tutkalları bilhassa Gelibolu civârındakiÇakal (Çokal) köyünde yapılır ve bu isimle anılır.
Sinir En iyi sinir için, Trakya'da yetişen inek veöküzlerin ayak bileklerinden diz kapaklarına kadar olan sinirler biraraya toplanır, yıkanır, kurutulur, kaynatılır ve eritilir. Bu erimesinirlerin lif lif ayrılmasını te'mîn eder, Sinir, yayın kurulduktansonra dış tarafına gelen kısmına i'tinâ ile döşenir. Bu hesâblar öylesine incedir ki, meselâ putayaylarına öküz siniri, menzil yaylarına inek siniri döşenir. Bu işlemyaya müthiş bir elastikîyet verir.
Kemik (Boynuz) Yay kemiği tâbîr edilen boynuz bilhassamandaların boynuzlarının dış kenarından yapılır. Boynuzun en sertyerleri de kenarlarıdır. Menemen yöresinde yetişen uzun boynuzlu gençöküzlerin boynuzları makbûldür. Boynuzların dış kenarları kökten ucakadar bir kapak hâlinde kesilir. Kazanda kaynatılır. Sonra çam alevindeyumuşatılır ve düzeltilir. Dar tahta kalıplara sıkıştırıldıktan sonrakurutulur, yay tahtasına Çakal tutkalı ile yapıştırılır, üzeri raspaedilir.
Çelik Kabzanın tam orta kısmına isâbet eden ve ikiboynuzun arasında kalan iki milimlik aralığa beyaz bir kemikyerleştirilir ki buna da çelik denir.
Çile Çile, yayın iki ucuna takılan ve okufırlatmaya yarayan bir kaytandır. Harp yaylarında çile yerine koyun vekeçi gibi hayvanların bağırsaklarından yapılan gâyet kuvvetli bir ipkullanılır. Çile saf ipektir. Günlerce kaynatıldıktan sonra gölge yerdekurutulmaya bırakılır. Sonra bükülerek ip hâline getirilir. Çile yalnızyarışma yaylarına takılır.
Özel bilgiler Yaylar i'mâl edilirken meşhûr ustalar ağaçyağlanmasın diye yağlı yemek, kuru fasulye yemezler, yayı odun veyâkömür dumanından bucak bucak saklarlar. Bundan sonra eğer süslenecekseyayın dış kenarına altın yaldızlarla resimler yapılır, çile takılacakyer açılır, cilâsı tamamlandıktan sonra yay i'mâli tamamlanmış olur.
Tılsım Türk yayları ile Avrupa yayları arasında ilkbakışta dikkati pek çekmeyen fakat bilhassa uzun mesâfe atışlarında çoklüzûmlu olan bir özellik vardır. Türk yaylarında kabza çıkıntısı dışadoğrudur. Beden kısmının kasan gezine yakın olan taraflarındahissedilir bir kalınlık vardır. Tanguç (tonguç) başlığı denilen kısımise bir ayın iki ucu gibi muntazam kıvrılmaz ve içeri doğru eğiktir. Buiki özellik yüzlerce yıllık denemelerden sonra eldeedilmiştir.forumnetron.com Yayın da kılıç gibi incelik ve tılsımları Avrupa'lar tarafından bir türlü keşfedilememiştir.
Yaykurulmadan önce uçları içe kapanıktır. Okçu bu uçları tutup kabzakısmını dizine dayar, iki ucu tersine kıvıra kıvıra birbirlerineyaklaştırır ve kirişi takar. Atışlardan sonra yay boşaltılır yâni kirişçıkartılır. Yay da kurulmadan önceki hâlini alır. Yay rutûbetsiz birortamda duvara asılarak korunur. Yarışma yaylarının uçları halkadanyeni çözülmüş yaylar gibi içeriye fazlaca kıvrık değildir.
Türk'ler oku çam ağacından yaparlar. Çamınher cinsiyle ok yapılmaz. Osmanlı'lar uzun yılların tecrübelerindengeçtikten sonra Kaz Dağları'nın bir kaç bölgesindeki çamların okyapımına en uygun ağaçlar verdiğini görmüşlerdir. Bayramıç'taki Çavuşluköyü ve çevresindeki 20 küsûr köy, ok çamı kesmek sûretiyle geçimlerinisağlamışlardır. Çamların bilhassa saz telli, kaya telli, koğaz vepeltek denen cinsleri ok için en uygun olanlarıdır. Her yıl sonbahardaçamların suyu hafif çekildiğinde bilek kalınlığındaki sürgünler, yerden25-30 cm. yukarıdan 125-150 cm. uzunluğunda, budaksız olmak şartıylakesilir. Kalınlıklarına göre iki veyâ dört kısma ayrılır. Keskinbıçaklarla düzeltilerek rutûbetsiz bir odada üç ay bırakılır. Dahasonra 20-25˚'lik odalara konur. Sararıncaya kadar bu harârettebekletilir. Ok çubukları bu harârette çok bekletilirse esnemekâbilîyetini kaybeder. Çubuklar bu süre içinde yağını vermiş vetamâmiyle kurumuş olur. Bundan sonra 15-16˚'lik bir sıcaklık içinde üçyıl ilâ beş yıl bekletilir. Ancak bu süre sonunda çubuklar ustalarınellerine geçer ve kullanılacakları işe göre kısım kısım ayrılırlar.Ağaçların bu zamânına tav zamânı denir. Harp okları başka, tâlîm oklarıbaşka, yarış okları başka olur. Oklar vazîfelerine göre adlandırılırlar.Muhârebe okları, hedef okları, uzun mesâfe okları gibi... Ayrıcabunların da çeşitli tipleri ve adları vardır. Okların en hafifi 2 dirhem 1 çekirdek [*4] olanıdır. Oklar boyları ne olursa olsun 24 derece diyebir nisbet üzerinden kabûl edilir. Baş taraftan 4 derecesi boğaz, ondansonra gelen 7 derecesi göbek, ondan sonraki 6 derecesi şalvar, sonkalan 7 derecelik parçaya da ayak denir.
Yelek Okların üzerine kuğu, kerkenes, karabatak vetavşancıl kuşlarının tüyleri yelek olarak yapıştırılır. Yelek okundengesini ve havayı yarmadaki kolaylığını sağlar. Tımarlanmış ceylânderisi de yelek olarak kullanılabilinir. Daha çok yaşlı karabatakkuşlarının tüyleri makbûldür. Ebuş denilen ok cinsine balıkçıl kuşununtüyleri helezônî olarak sarılır. Tüylü oklar diğerlerine göre dahapahâlı ve makbûldür.
Başak (Temren) Okun ucuna konulan sivri demire başak veyâ temren (temürgen) adı verilir [*5]. Acem'ler buna peykân derler.
Sesli Oklar Yarışmalarda kullanılan kılavuz oklar havadaseyrederlerken ses çıkartırlar. Bu ses okun yelek kısmına yakın açılanbir delikten geçen hava ile oluşur. Sesli okun mu'cidi Büyük TürkKağanı Tanrıkut Mete'dir [*6]. Ok ağacını 5 yıl bekletilip sonra işlemeye alınır. Ok da kılıç gibi mukaddes sayılır, üzerine yemîn edilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
B!Z! B!LΣП B!L!Я, 3 Κ!Ş!Υ!Z; BΣП, ΚΣΥF!M VΣ ΚΛΉΥΛSI..
|
|
|