Hatay meselesi ve hatay devleti

Ekim 07, 2008, 02:04:14 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.


Check Google Page Rank

 
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt Etiket




Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Hatay meselesi ve hatay devleti
Cevaplar 1
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 299
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Ekim 18, 2007, 10:33:59 ÖS
C3LL0C4N


█ T U R K 3 Y ! F █



*


Üye No : 2257

Yaş : 21

Cinsiyet : Bay

Nerden : Farkeder mi ?

Konu  :
1479

Mesaj : 2998

Prestij : 2148
Bul Damarımı Bas İlacı Dindir Acımı..
Offline
« : Ekim 18, 2007, 10:33:59 ÖS »

"Hatay Benim Namusumdur. Hatay'ı Alacağım"

“İskenderun Sancağı” olarak adlandırılan bölgenin ana vatana ilhakıAtatürk’ün bir asker ve devlet adamı olarak liderlik yeteneğinin veTürk diplomasisinin başarısının en önemli kanıtıdır.

Bölgenin Tarihi ve Jeopolitik Önemi

Antakya bölgesi dünyanın en eski yerleşim birimlerinden birisidir.Bölgede yapılan araştırmalar burada yerleşimin milattan çok önceleredayandığını göstermektedir.

M.Ö. 650’li yıllarda Antakya yöresine Oğuzhan’ın geldiği rivayetedilmektedir. Daha sonra Persler bölgeye hakim olmuştur. Antakya, birara Doğu Roma İmparatorluğu, İranlılar, Emeviler, Abbasiler veBizanslıların eline geçmiştir. Anadolu Selçuklu Sultanı I.Süleyman’ınşehri almasıyla 1084’ten itibaren Antakya tekrar İslam hakimiyetinegirdi. 1098’de Haçlılar şehri ele geçirip ahaliyi kılıçtan geçirdiler.Antakya bundan sonra 170 sene Hıristiyanların elinde kaldı. Daha sonraMemluk Sultanı Baybars 1268’de Antakya’yı ele geçirdi.
Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi sonrasında 1517’de Suriye veAntakya’yı Osmanlı topraklarına kattı. 1517’de Kahire dönüşünde Şam’auğrayan Yavuz Sultan Selim, Malatya, Divriği, Darende, Besni, Gerger,Birecik, Antep ve Antakya’yı aldı. Böylece uzun sürecek Osmanlıhakimiyeti başlamış oldu. Bölge, Osmanlı idari yapısında önemli biryere sahipti. Antakya, 1918’de İngiliz ordularının istilasına uğradığızamana kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir sancağı olarak kaldı. Dahasonra Fransızların işgaline uğradı.

İskenderun Sancağı, gerek ticaret yolları, gerekse Doğu Akdeniz’ingüvenliği açısından jeostratejik öneme sahip zengin bir bölgeolmasından dolayı 18.yüzyıl başlarından itibaren Fransa’nın göz diktiğibir yer olmuş; bölgeye eğitim, sağlık, din ve demiryolu alanlarındayatırım yaparak nüfuzunu yerleştirmeye çalışmıştır.

İngiltere ve Fransa Bölgeyi Sykes-Picot Antlaşması ile Gizlice Paylaşıyorlar

İngiltere ve Fransa I.Dünya Savaşı içinde gizli olarak imzaladıklarıSykes-Picot Anlaşması ile Ortadoğu bölgesini paylaşmışlardı. Buanlaşmaya göre Suriye, Lübnan ve Çukurova, dolayısıyla İskenderunSancak bölgesi Fransa’nın nüfuz bölgesine dahil edilmiştir. I.DünyaSavaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandığısırada, Sancak bölgesi Türk kuvvetlerinin kontrolünde bulunuyordu.Fakat Mondros Mütarekesinin maddeleri gereğince Osmanlı Devleti fiilentarihe karışmış oluyordu. 9 Kasım’da İngiliz birlikleri Mondros’un7.maddesine dayanarak İskenderun Sancağı’nı işgal ettiler, daha sonrayaptıkları gizli anlaşma uyarınca, bölgeyi Urfa, Antep, Adana veMersin’i de işgal etmiş olan Fransız birliklerine bıraktılar. 11 Aralık1918’de Fransızlar İskenderun Sancağını işgal ettiler.

Ulu önder Atatürk’ün Hatay sorununa ilgisi bu tarihlerde başlar. Busırada (31 Ekim 1918) Adana’da bulunan Yıldırım Orduları GrubuKomutanlığına atanmış bulunan Mustafa Kemal Paşa İngilizlerinİskenderun’u işgal isteklerine direnerek, İskenderun’a yapılacakherhangi bir İngiliz saldırısına silahla karşı konulması emrini verdi.Onun bu davranışı Osmanlı Hükümeti’ni kızdırmış ve Yıldırım OrdularıGrubu 7 Kasım’da dağıtılarak Mustafa Kemal Paşa Harbiye Nezareti emrineverilmiştir. Mustafa Kemal’in Harbiye Nezareti emrine alınmasındansonra bölgedeki direnme kırılmış, İngiliz ve Fransız işgallerikolaylaşmıştır.

Türkler Fransızlara Direniyor

11 Aralık 1918’de Fransızlar tarafından işgal edilen Sancak bölgesindeTürkler yer yer direnişe başlamışlardır. Bu direniş önce Dörtyol, dahasonra diğer bölgelerde ortaya çıkmıştır. Reyhanlı ve Antakya’dateşkilatlar kurularak mücadeleye başlanmıştır.

13 Temmuz 1919 tarihinde bölgede inceleme yapan Amerikan King Cameheyeti İskenderun Sancağı’na gelerek halktan Fransız yönetimindenmemnun olup olmadıklarını sormuş, bunun üzerine Türkler Fransızyönetimine karşı olduklarını ve Türk yönetimi istediklerinibelirtmişlerdir. Türklerin Fransız yönetimine karşı olan tavırlarıFransızları kızdırmış, tutumlarının daha da sertleşmesine yol açmıştır.Fransızların yanında yer alan Ermeni çeteleri Türklere yönelik baskı vetaşkınlıklarını giderek artırmaya başlamıştır. Bütün bu baskı veöldürmeler karşısında İskenderun Sancağı ve havalisi Türkleri birlikhalinde mücadeleye girmişlerdir.

Tayfur Sökmen Fransızlara Karşı Direniş Hareketini Örgütlüyor

İskenderun Sancağı için mücadele veren, gerektiğinde tüfekle çarpışan,zulme ve esarete karşı verdiği mücadelede büyük Atatürk’ün güveninikazanarak önce Antalya mebusu, daha sonra da Hatay Devlet Başkanlığı’naseçilen Tayfur Sökmen’in (TBMM eski Başkan vekili Murat Sökmenoğlu’nunbabası) Hatay’ın kurtuluşunda ve Türkiye’ye ilhakında büyük emeğigeçmiştir.

1892 doğumlu olan Tayfur Sökmen, aslen Reyhanlı olup, seçkin bir aileyemensuptur. Dedesi, Karamürselzade Ahmet Paşa, 1825’te devlete vergivermemek için isyan eden Halep eyaletinin merkezini, vergi vermeyezorlamak ve isyanı bastırmak amacıyla görevlendirilmiş ve bu görevibaşarı ile neticelendirdiğinden dolayı Padişah tarafından Reyhanlı’yaUcbeyi alarak atanmıştır. Dedesinin ölümünden sonra babasıKaramürselzade Şevki Bey Aşiret Reisliğine seçilmiştir. Rüştiye mezunuolan ve 1909’da Kırıkhan’da meydana gelen Ermeni Vaka’sı nedeniyleyüksek öğrenimine devam edemeyen Tayfur Sökmen, 1.Dünya Savaşısırasında askerliğini Halep’te yapmıştır. Atatürk’ü de ilk defaHalep’te Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olarak görmüştür.

Reyhanlı’da babasının ölümünden sonra arazilerinde çiftçilik yapanTayfun Sökmen, İskenderun Sancağının 11 Aralık 1918’de Fransızlartarafından işgalinden sonra yakın akrabalarıyla görüşerek düşmanlamücadele etmeye karar verdi. Böylece “HATAY” davası da doğdu.

O günlerde, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, Erzurum veSivas Kongrelerini toplayarak Misak-ı Milli sınırları içindekitoprakları kurtarmak için mücadele ediyordu.

Tayfur Sökmen 29 Mayıs 1920’de Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i HukukCemiyetleri Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekerekİskenderun Sancağı ve havalisinin Misak-ı Milli hudutları içindeolup-olmadığını sorar. Mustafa Kemal Paşa Miralay Recep Bey vasıtasıylaverdiği cevapta İskenderun Sancağı ve havalisinin Misak-ı Millisınırları içinde olduğunu ve Maraş’taki ikinci Kolordu ile temas ederekfaaliyetlere devam edilmesini ister. Maraş’taki İkinci KolorduKumandanı Selahattin Adil Paşa, kendisiyle görüşen Tayfur Sökmen’eyardım etme vaadinde bulunur.

Ankara İtilafnamesiyle Sancak Bölgesi Suriye’ye Veriliyor

Sakarya Savaşı’ndan sonra, Fransa ile barış antlaşması yapma olanağıdoğmuştur. Fransa ile 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara İtilafnamesiHatay yöresinin siyasal statüsüne ve geleceğine ilişkin önemli hükümleriçeriyordu. Misak-ı Milli sınırları içinde mütalaa edilmesine rağmenFransa ile silahlı mücadelenin durdurulması pahasına bu devlet ile 20Ekim 1921’de imzalanan Ankara İtilafnamesi’nin 8.maddesi ile güneysınırları çizilirken, Sancak bölgesinin milli sınırlar dışında kalmasızaruri ve Türkiye’nin menfaatleri bakımından lüzumlu görülmüştür.İtilaf kanadından bir ülkenin tek başına da olsa Ankara Hükümeti ilebir anlaşma imzalaması onun bu hükümeti tanıdığının bir göstergesiolmuş, bu da Ankara Hükümetinin diplomatik alanda kazandığı önemli birzaferdir.
Ankara İtilafnamesi ile Sancak bölgesi Suriye tarafında bırakılırken,TBMM Hükümeti bölgedeki Türklerin menfaatlerini koruyacak ve bölgeyeözerklik verilmesi için gerekli zemini hazırlayacak özel hükümlerkoydurmayı ihmal etmemişti. Örneğin, Türk parası orada resmi niteliğehaiz olacaktı. Türkçe’nin resmi dil olması ve Türk halkının kendikültürlerini geliştirmelerine imkan tanınacaktı.

Ankara İtilafnamesi’nden sonra, 2 Kasım 1921’de Tayfur Sökmen’i kabuleden Mustafa Kemal Paşa, Sökmen’den sabırlı olmasını istemiş, “inşallahileride sizleri de kurtaracağız. Şimdi memleketinize giderekçalışırsınız” demiştir. Bu arada Lozan görüşmeleri sırasında 15 Mart1923 tarihinde Adana’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, kendisini karşılayanSancaklılara “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz. Günügelecek siz de kurtulacaksınız” diyerek Hatay konusuna bakış açısınınet bir şekilde ortaya koymuştur.

Bu dönemde, Hatay’da yaşayan Türklerin Türkiye’ye göçmelerine HalepKonsolosluğu aracılığıyla güçlükler çıkarılmış, bölgenin terkedilmemesi yolunda propaganda yaparak göç büyük oranda engellenmişti.Ayrıca Hatay Türklerinin Adana, İstanbul ve bizzat İskenderunSancağı’nda teşkilatlı bir şekilde çalışmaları teşvik edilmiş, 1935seçimlerinde Tayfur Sökmen Antalya bağımsız milletvekili seçilerekHatay davasına sahip çıkılmaya çalışılmıştır.

Yukarıdaki gelişmelerden de anlaşılacağı gibi başta Atatürk olmaküzere, Türk devlet adamları 1918-1936 döneminde önce Milli Mücadeleşartları, daha sonra karşılaşılan iç ve dış sorunların halledilmesigibi son derece hayati konularla uğraşmak zorunda kaldıklarındangeleceğe yönelik faaliyetler yürütmekle beraber Hatay sorununu ön planaçıkarmamışlardır. Atatürk sorunu ön plana çıkarmak için iç ve dışsorunların halledilmesini ve Avrupa’da siyasal konjonktürün elverişliduruma gelmesini beklemiştir.

Türkiye Sancak Bölgesine Bağımsızlık İstiyor

Avrupa’daki gelişmelerin ve buhranların aldığı istikamet karşısındaFransa, Suriye ve Lübnan ile münasebetlerini yeni bir düzene sokarak1936 Eylülü’nde Suriye’ye ve 1936 Kasımı’nda da Lübnan’a bağımsızlıkverdi. Lakin Suriye’ye bağımsızlık veren ve Suriye ile Fransa arasındaittifak kuran 1936 Eylül antlaşmasında İskenderun Sancağı hakkındahiçbir hüküm yoktu. Yani Fransa Suriye’den çekilirken, Sancaküzerindeki yetkilerini Suriye’ye terk etmekteydi. Bu sebeple, Türkhükümeti bu durumu kabul etmedi ve Suriye’ye yapıldığı gibi, İskenderunSancağına da bağımsızlık verilmesini istedi. Atatürk de 1 Kasım 1936’dayaptığı Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında, “Bu sıradaMilletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, hakiki sahibiöz Türk olan İskenderun, Antalya ve havalisinin mukadderatıdır. Bununüzerinde, ciddiyet ve katiyetle durmaya mecburuz” diyordu.

Fransız Hükümeti 10 Kasım’da verdiği cevapta, Sancağa bağımsızlıkvermenin Suriye’yi parçalamak demek olacağını ve mandater devlet olarakda buna yetkisi bulunmadığını bildirdi. Bundan sonra iki hükümetarasında birer nota daha teati edildi, lakin görüşlerde herhangi birdeğişme olmadı. Yalnız bu arada Fransa meselenin Milletler Cemiyeti’nehavalesini teklif etti ve Türkiye de bu teklifi kabul etti.

Atatürk Hatay’ı Almaya Kararlı

Türkiye ile Fransa arasında bu tartışmalar olurken, bir yandan Türkkamuoyu, öte yandan da İskenderun’daki halk heyecanlanmış veİskenderun’da halk ile polis arasında çarpışmalar olmuştu. Bu durumüzerine Atatürk Fransızlar’a ve bütün dünyaya işin önemini anlatmakgerektiğine inanarak bir gösteride bulunur. İstanbul‘dan Eskişehir veKonya’ya gider. Dönüşte Çankaya Köşkü’nde Bakanlar Kurulu’na başkanlıkeder.

Atatürk’ün o sıradaki ruh durumunu belirtmesi bakımından Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak’a söylediği şu sözler önemlidir:

“Hatay benim şahsi meselemdir. Keyfiyeti Fransız büyükelçisine tabidayette açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda böyle bir meseleninTürkiye ile Fransa arasında müşellah bir ihtilafa müncer olması katiyenvarid değildir. Fakat ben, bunu da hesaba kattım ve kararımı vermişbulunuyorum. Şayet ufukta bu yolda binde bir ihtimal belirse, TürkiyeCumhuriyeti Reisliğinden ve hatta Büyük Millet Meclisi azalığından daçekileceğim. Ve bir fert olarak bana iltihak edecek birkaç arkadaşlaberaber Hatay’a gireceğim. Oradakilerle el ele verip mücadeleye devamedeceğim.”

Atatürk bu sözlerin benzerini sofra arkadaşlarına da söylemiştir.Hatay’da ise çatışmalar sürüp gitmektedir. Atatürk’ün bu davranışıFransızlara işin ciddiyetini anlatmış ve çok geçmeden bu anlayışınbelirtileri görülmüştür. Atatürk’ün Eskişehir ve Konya’ya yaptığıgösterişli gezisinden 10 gün sonra, 18 Ocak 1937’de Fransa BaşbakanıLean Blum, Türk Büyükelçisine bir mektup yazarak, Sancak konusunuMilletler Cemiyeti’nin çözmesi önerisinde bulunur. Türkiye’de buöneriyi kabul eder.

Milletler Cemiyeti’nin meseleye el koyması ve özellikle İngiltere’ninde arabuluculuğu ile Konsey, 27 Ocak 1937’de Sancak için bir statükabul etti. Bu statüye göre İskenderun Sancağı, İçişlerinde tamamenbağımsız, dışişlerinde Suriye’ye bağlı, kendine özgü bir anayasa ileidare edilen “ayrı bir varlık” olacaktı. Burası Milletler Cemiyetiningözetimi altına konacak ve bu gözetim bir Fransız vasıtasıylayürütülecekti. Fransa ile Türkiye bir anlaşma yaparak Sancağın toprakbütünlüğünü birlikte garanti altına alacaklardı. Bundan sonra Sancak,Hatay adını alacaktır.

Türkiye Sancağın sorumluluğunu tümüyle Suriye’ye bırakan antlaşmayatepki gösterdi ve Fransa’daki Lean Blum hükümetine bir nota vererekİskenderun Sancağına ilişkin antlaşma hükümlerini tanımayacağınıbildirdi.Aynı günlerde Atatürk’ün buyruğu üzerine Antakya-İskenderunYurdu Derneği yöneticileriyle yapılan bir görüşme sonunda,Antakya-İskenderun bölgesine “Hatay” adının verilmesi kararlaştırıldı.Derneğin adı da Hatay Egemenlik Cemiyeti oldu. Merkezi İstanbul’ataşınan örgütün başkanlığına İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, genelsekreterliğine de Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer getirildi.Örgütün çalışmalarının yoğunlaşacağı Dörtyol şubesi başkanlığını önceAbdurrahman Melek, daha sonra da Tayfur Sökmen üstlendi. Örgüt, Suriyehükümetinin 14-15 Kasım 1936’da yapılmasını kararlaştırdığı genelseçimleri boykot etti. Bunun sonucunda İskenderun Sancağı’nda seçimlerekatılma oranı çok düşük oldu. Yörede yeni bir gerginlik dönemi başladı.Yapılması planlanan yeni halk oylaması gerçekleşmedi.

Avrupa’da Siyasi Konjonktür Değişiyor

Bu dönemde uluslararası plandaki bazı gelişmeler sonucunda, Fransa’nıntutumunda Türkiye ile uzlaşmaya yönelik köklü değişikliklergerçekleşti. Hitler Almanyası’nın gittikçe güçlenmesi ve Türkiye’ninOrtadoğu’daki konumu nedeniyle Türkiye’yle gerginliği sürdürmek hemFransa’ya hem de İngiltere’ye zarar getirecekti. Sonuçta Fransa,İskenderun Sancağının ayrı bir yönetime kavuşturulmasını kabul etti.

O sırada Atatürk’ün başlıca uğraş konusu Hatay sorunudur. 29.10.1937’deRomanya Başkanı Tataresko’nun önünde Fransız Büyükelçisi Ponsa’yaşunları der:

“Ben toprak büyütme dileklisi değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur.Ancak muahadeye dayanan hakkımızın isteyicisiyim; onu almazsam edemem.Büyük Meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay’ı alacağım.Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun huzurunaçıkamam; yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim; yenilmem,yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerinegetireceğimi düşünerek benim dostluğumu lütfen bildiriniz vedoğrulayınız.”

Hatay Cumhuriyeti Kuruluyor

1937’de Milletler Cemiyeti gündemine artık iyice yerleşen HataySorunu’nun çözümü için bir uzmanlar komitesi oluşturuldu ve komite biranayasa taslağı hazırlamakla görevlendirildi. Taslak, MilletlerCemiyeti’nde 29 Mayıs 1937’de kabul edildi. Kabul edilen anayasametniyle sancağın içişlerinde bağımsız, dışişleri, mali ilişkiler vegümrük açısından Suriye’ye bağlı olması öngörülüyordu. Suriye ileSancak arasında sınır bulunmayacak, Sancağın toprak bütünlüğü Türkiyeve Fransa’nın ortak güvencesi altında olacaktı. Ama bu, seçimlerdehalkın kendi parlamentosunu kuracağı güne değin geçerli olacak geçicibir statüydü.

Türkiye bu yeni statünün ardından Hatay yöresiyle ekonomik ilişkilerinigeliştirdi. Ekim 1937’de Antakya ve İskenderun’da Türk konsolosluklarıaçıldı. Türk bankaları açtıkları şubeler aracılığıyla tüccar ve köylüyeçok uygun koşullarda kredi vermeye başladı. Türkiye’de Meclisten geçenhemen her yasa takip edilerek Hatay’da da kabul edildi. Gümrük mevzuatıTürkiye’ye uyumlu hale getirildi.

Bu arada, Haziran 1938’de Fransızlarla Antakya’da sonuçlanangörüşmelerin ardından Sancağın toprak bütünlüğünü sağlamak amacıyla2.500 Türk ve 2.500 Fransız askerinin gönderilmesine ilişkin antlaşmaimzalandı. 5 Temmuz’da ilk Türk birlikleri Hataylı Türklerinalkışlarıyla yöreye girdi. Seçmen kütükleri yenilendi. Yapılanparlamento seçimlerinde 40 üyeli Hatay Millet Meclisine 22 Türk, dokuzAlevi Arap, beş Ermeni, iki Sünni Arap ve iki Ortodoks Rum milletvekiligirecekti. Türkler 22 milletvekili ile Mecliste salt çoğunluğa sahipoldu. Tüm milletvekilleri yeminlerini Türkçe yaptılar.
Hatay Millet Meclisi 2 Eylül 1938’de toplanarak Hatay Cumhuriyeti’ninkurulduğunu ilan etti. Meclis, Atatürk’ün isteği doğrultusundaCumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen’i seçti. Meclis Başkanlığına AbdülganiTürkmen getirildi. Abdurrahman Melek başkanlığındaki Bakanlar Kurulubeş kişiden oluşuyordu. Hatay Cumhuriyeti’nin bayrağı biçim olarak Türkbayrağı ile hemen hemen aynıydı; tek farklılık, yıldızın içinin kırmızıolmasıydı. Hatay Cumhuriyeti’nin 1500 kişilik bir jandarma gücü olacak,gümrükler Suriye ile ortaklaşa yönetilecek, para birimi olarak SuriyeLirası kullanılacak, devleti dışta Suriye devlet başkanı temsiledecekti.

Bu arada ulu önder Atatürk 10 Kasım 1938’de Hatay’ın Türkiye’ye katılışını göremeden aramızdan zamansız bir şekilde ayrıldı.

Hatay Türkiye’ye Katılıyor

Hatay devletiyle Türkiye arasında gayet yakın temas ve bağlar kuruldu.Hatay Meclisi 1939 Ocak ayında Türk Medeni Kanunu ile Türk CezaKanunu’nu kabul etti. Türkiye’den mali müşavirler getirtti. Bununyanında, Hatay idarecileri devamlı olarak Türkiye’ye katılmak arzusundabulundular. Türkiye de bu isteği sempati ile karşıladı. Fakat, 29 Mayıs1937 anlaşması ile Hatay, Türkiye ile Fransa’nın ortak garantisialtında bulunuyordu.

Ocak 1939’da artık sürecin son aşaması olan Türkiye’ye katılmakonusunda engel kalmamış gibiydi. Nazi tehdidinin iyice artması, genelbir savaşın eşiğine gelinmesi nedeniyle Fransa’nın bu konuda Türkiye’yekarşı çıkması söz konusu değildi. Böylece, 23 Haziran 1939’da Fransaile Türkiye arasında Ankara’da imzalanan bir antlaşmayla Hatay’ınTürkiye’ye katılması kesinleşti. Hatay Millet Meclisi de 29 Haziran’datoplanarak Türkiye’ye katılma kararı aldı. Türkiye Büyük MilletMeclisi’nin 30 Haziran 1939’da bu kararı onaylamasıyla, Hatay BakanlarKurulu, yönetimle ilgili yetkilerini Türkiye’nin Hatay OlağanüstüTemsilcisi Cevat Açıkalın’a devrederek varlığını sona erdirdi. SonFransız askerleri de anlaşma gereğince, 7 Temmuz günü Hatay’danayrıldılar. 7 Temmuz 1939 tarihli ve 3711 sayılı yasayla Hatay ilioluşturuldu. Emniyet Genel Müdürü ve Hatay Egemenlik Cemiyeti GenelSekreteri Şükrü Sökmensüer ilin ilk valisi oldu.

Atatürk Hatay şehididir

Türkiye, bağımsızlığına kavuştuktan sonra, Hatay meselesini ön planaçıkarmak için iç ve dış sorunların halledilmesini ve Avrupa’da siyasalkonjonktürün elverişli bir duruma gelmesini beklemiştir. NitekimAvrupa’da siyasi konjonktürün elverişli duruma geldiğini gören Türkiye,Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık vermeye hazırlandığı bir sırada, Hataykonusunu iç ve dış kamuoyunda planlı bir şekilde gündeme getirmiştir.Artık Hatay, iç ve dış kamuoyunda yürütülen propaganda ile 1936sonbaharından itibaren Türkiye’nin en önemli davası haline gelmiştir.

Milletler Cemiyeti çerçevesinde imzalanan antlaşma ile statü veanayasanın uygulamasında Fransa’nın çıkardığı güçlüklere rağmen Hataydavasını bizzat yönlendiren Atatürk, Türkiye’nin barışçı ve hukukasaygılı görünümünü bozmadan aşama aşama yürütmeye özen göstermiştir.Türkiye’yi işgalcilikle suçlayacak herhangi bir argüman vermemeye büyükgayret sarf etmiştir. Atatürk, diplomasinin tıkandığı noktalarda askerikuvvete başvurabileceğini Fransa’ya hissettirmiş ve Fransa’nınçıkardığı engeller böylece adım adım aşılmıştır. Türkiye’nin kararlıtavrı ve Avrupa konjonktüründeki hızlı değişmeler, Fransa’yı Türkhaklarını teslime mecbur bırakmıştır. Türkiye, diplomatik yoldan Hataykonusunda aldığı mesafeye paralel olarak gerek Türkiye’de gerekseHatay’da yürüttüğü faaliyetler ile davayı içten kazanma yolunagitmiştir.

Ulu önder Atatürk, daha 1918’de Adana’da Yıldırım Orduları GrubuKomutanı olarak İngilizlerin İskenderun’u işgal isteklerinedirenmiştir. Atatürk, her vesileyle yaptığı konuşmalarda “Hatay sorunubenim namusumdur. Hatay’ı kurtaracağım” mesajını vermiş ve Hatay’ınTürkiye’ye katılması inancı ve ümidini hiçbir zaman kaybetmemiştir.

Ulu önder Atatürk 2 Eylül 1938’de Hatay Cumhuriyeti’nin kuruluşunugörmüş, ancak 10 Kasım 1938’de vefat ettiğinden Hatay’ın Türkiye’yekatılışını görmeye ömrü yetmemiştir.

Tarihçi Hikmet Bayur’a göre “Atatürk Hatay şehididir; çünkü sorunun enkarıştığı sırada, kendisine hastalığı dolayısıyla doktorların kesindinlenme ve hemen hep hareketsizlik öğütledikleri bir devrede, Mayıs1938’de Mersin ve Adana’da asker geçit törenlerini ayakta izlemiş vetürlü dolaşmalarda bulunmuştur. Bu tutum O’nun yaşamını en az bir ikiyıl kısaltmıştır.”



Kurtuluş Savaşımızdan İbretlik Olaylar
Birinci Dünya Savaşı sonrası 30 Ekim 1918 Türk’ün teslimnamesi olanMondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra sömürgecileri kirliemellerine ulaşmak için 9 Kasım 1918’de İngilizler 15 kişi ileİskenderun’a çıkarlar. Ancak Fransızlarla anlaştıkları için onlarabırakırlar.
27 Kasım 1918’de işgal yönetimi İskenderun Sancağı kurulur ve İskenderun Sancağ’ın başkenti olur.
Sömürgeciler, Fransız askeri üniforması giydirilmiş Ermeni çetecilerleberaber akla hayale gelmeyen zulümler ve katliamlara başlıyor. Tarihler19 aralık 1919’u gösterildiğinde, yeter artık diyen Karakese köyündeyaşayan Türkler barikat kurarak köye giriş ikesiyorlar meydana gelençatışmada sömürgeciler ve yandaşlarından 15 kişiyi gebertiyorlar…
İşte bu baş kaldırıp baş eğmezlik sömürgecilere sıkılan ilk kurşun oluyor.
Ve silahlı mücadele başlıyor. Fransız işgalinin dokuzuncu ayındaSancak’ta yaşayanlar hangi ülkenin mandasını istediklerini sormak içinher grubtan üçer kişilik delegeler tespit ederler… 1919 yılındaTemmuz’un sıcak bir günü olan 13’ünde Amerikan heyeti İskenderun’agelir. Görüşme sırası Samanlı köyünün ağası Mehmet Sarıağa, BelenliHacı Fakih, Aziz efendi gelir.
Amerikan heyetinin başı sorar:
-Fransız mandası mı yoksa İngiliz mandası mı istersiniz?
Mehmet Sarıağa da:
-Daha başka manda taliplisi yok mu?
Amerikan heyetinin başı da:
-Evet bir de Amerika var demesi üzerine Mehmet Sarıağa:
“-Biz Türküz. Türk Devletini istiyoruz. Başka bir devletin himayesinesığınmak istemiyoruz. Türk olarak doğduk, Türk olarak yaşadık ve Türkbayrağı altında öleceğiz. Başka bir devletin bayrağının gölgesi altındagölgelenmek istemiyoruz.” Der.
Bu sözlere karşı Amerikan heyetinin başındaki;
-“Türk Devleti yıkılmıştır, Türk ordusu dağılmıştır, Türklerin hiçbir gücü, hiçbir kudreti kalmamıştır.”
Demesi üzerine Mehmet Sarıağa da :
-“Türk Devleti çökebilir, Türk ordusu dağılabilir fakat Türk milletiasla esir edilemez. Türk Milleti kimsenin kölesi olmaz.” Der ve AmanosDağlarını göstererek;
“Biz yolumuzu biliriz, buradan yol KIZIL ELMAYA gider” demişti.
* * *
Türkmenzade Ahmet Ağa da aynı suallere:
-“Türkleri” demiş.
-Türkler gelemeyeceklerine göre yüreğinize en yakın gelen devlet hangisidir?
Türkmenzade Ahmet Ağa da
-Onlar bize gelmezlerse, biz onlara gideriz, diyor.
İşte İskenderun Sancağı’nın kurtuluşundaki en önemli mihenk taşı bu anlayışla mücadele başlıyor.
* * *
Temmuz 1921’de Ankara’dan Niyazi Ramazanoğlu’ndan Türkmenzade Ahmet Ağa’ya bir telgraf geliyor:
Fransa Hükümetin temsilcisi Franklen Büyyon’un Ankara’ya geldiğini bildiriyor. Temsilcilerin seçilmesini istiyor.
İskenderun Sancağı da beş aday tespit ediyorlar.
Türkmenzade Ahmet, Abdurrahman Musaloğlu, Emin Arifi, Sadık Abalı, İhsan Mursaloğlu…
-Türkmenzade Ahmet Ağa bu listeyi Hassa’da bulunan Tayfur Sökmen’e gönderiyor.
Sonar’a köyünde Bekir Ağa’nın çiftliğinde 200 kişiden fazla delegeseçim mazbatasını imzalıyor. Reyhaniyeli Faruk Cengiz ve KadriMursaloğlu teslim alarak Reyhaniye, Kırıkhan, Belen, Antakya veİskenderun’a gönderiyor.
Ancak yolda Fransızların pususuna düşen Faruk Cengiz’in atı dokuz yerinden yaralandığı halde mazbatayı Reyhaniye’ye ulaştırıyor.
Bin bir emekle hazırlanıp Ankara’ya kadar götürülen mazbata MilletMeclisine takdim edilemiyor ve İskenderun Sancağı vekilleri Anavatanmeclisinde temsil edilemiyor.
* * *
Ankara’da Fransa ile görüşmeler devam ederken Tayfur Sökmen,Abdurrahman ve İhsan Mursaloğlu, Büyük Millet Meclisindeki Başbakanlıkodasında Mustafa Kemal Paşa’nın huzurlarına kabul edilerek İskenderunSancağı’nın halli için dileklerini sunarken;
-Mustafa Kemal Paşa, Hariciye Vekili Yusuf Kemal (Tengirşek) Bey’e:
-Ne oldu Sancak? Diye sorması üzerine Yusuf Kemal Bey kekeleyerek:
-“Efendim, Franklen Büyyon henüz hükümetinden talimat almadığını söylüyor.” Demesi üzerine Mustafa Kemal Paşa sinirlenerek:
-Öyle ise bu müzakerelere devam edilemez, diye kesip atmış.
* * *
Ancak bütün gayretlere rağmen 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşmasıimzalanmış Mersin, Adana, Ceyhan, Gaziantep, Urfa kurtulmuş İskenderunSancağı Anavatan dışında kalmıştır.
* * *
Büyük Millet Meclisinde Tunalı Hilmi önderliğinde Yunus Nadi, NiyazıRamazanoğlu, Ali Cenani beyler tarafından İskenderun Sancağı komitesiilk baş kaldırı bayrağını açıyor.
İskenderun-Antakya çevresi müdafaa cemiyeti kuruluyor.
* * *
Yapılan mücadeleye rağmen Anavatan’ın dışında kalan İskenderun SancağıMustafa Kemal Paşa’nın Adana’yı ziyaretlerinde onlarda Adana’da idiler.Tarih 15 Mart 1923 Mustafa Kemal Paşa’ya karşı “Kurtar, bizi de kurtar”feryatlarına
“KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU DÜŞMAN ELİNDE KALMAZ” sözleri kararangönülleri aydınlatarak verdikleri mücadeleye daha güvenlesarılmalarının ateşleyicisi oluyordu.
* * *
20 Temmuz 1936 Montrö konferansı sonrası Afet İnan’ın başka bir meselemiz kalmadığını söylediğinde Atatürk’ün:
-“Şimdi Antakya, İskenderun yani Sancak meselemiz var.” Demesindensadece yüz iki gün sonra 1 Kasım 1936 TBMM açılış konuşmasında:
“-Bu sırada milletimizi gece, gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele,hakiki sahibi öz Türk olan İskenderun ve Antakya havalisininmukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve katiyetle durmaya mecburuz.”derken.
* * *
Atatürk’ün bu konuşmasından sonra 2 Kasım 1938’de bölgeye “HATAY”ismini verir. Türkiye-Fransa arasında teati edilen notalardan sonraAralıkta taraflar anlaşmış olarak konu Milletler Cemiyetinegötürülürler.
* * *
HAREKET BAŞLIYOR
22 Aralık 1936 Fransa-Suriye anlaşmasından sonra 30 Aralık 1936’daAtatürk İstanbul’a gidiyor. 5 Ocak 1937 Adana’nın Fransız işgalinkurtuluş yıldönümün, de Adana’lılar İskenderun Sancağı için muhteşemgösterilerde bulunuyorlar. Atatürk verdiği talimatla İnönü, Çakmak veAras’ı 6 Ocak’ta 1937 Eskişehir’de buluşmaya davet ediyor. Dört saatliktoplantı sonrası Konya’ya hareket etti.
KONYA’DA
Konya Tren Garı’nda kendisini karşılamaya gelen valiyi kabulünde:
-Vali Bey, sizden kanunlarımıza aykırı bir şey istesem, bunu sırf ben istedim diye yapar mısınız?
Valinin net cevap vermemesi üzerine kendisi vali hakkında müsbet görüşbildiren vekilin yüzüne hani güvenilir adamda bu mu derecesine bakar.
Arkasından kabul ettiği ordu komutanı İzzet Çalışlar’a Valiye sorduğu suali sorunca Çalışlar esas vasiyeti alarak:
-Sen yalnız emret Paşam, istediğin devletin aleyhine bile olsa, tereddütsüz yaparım, cevabını almıştı.
Atatürk, Çalışlar’a:
-Üç gün içinde üç bin sivil, yani; Milis, üç bin de tam teçhizatlı bir taarruz birliği hazırlamasını emretmiş.
Uzun uzun bu birliğin askeri akımdan nasıl olacağını anlatmış.
* * *
İzzettin Çalışlar huzurdan çıktıktan sonra Bakan hayretler içinde:
-“Peki Paşam, böyle bir taarruz sizin Devlet’e karşı ayaklanmanız demek olmaz mı?”
-“Evet olur”
-“O zaman ne yapacağız?”
-“Evvela Hatay’ı istila eder, davasını hallederiz. Sonra da ankara’da Devlet’i yeniden kurarız” der.
* * *
İşte bu inanç, azim ve kararlılık içerisinde olan Atatürk.
-Ben memleketi hiçbir zaman savaşa sürüklemem, fakat Hatay meselesibenim vazgeçilmez bir davam olmuştur. Gerekirse bunu kendi başımahalletmek için zorda kalırsam hemen devlet başkanlığından ve hattamebusluktan istifade ederim.”
Bu sözler, 7 Ocak 1937 de söylüyor.
* * *
Bu büyük irade 27 Ocak 1937’de İSKENDERUN SANCAĞI bağımsızlığınakavuşuyor. Acılar, çileler 5 Temmuz 1938’de Türk silahlı kuvvetlerimiziki koldan komutan Albay Şükrü Kanatlı’nın kumanda ettiği birliğimizHassa’dan-Aktepe ikinci kol ise Payas-üzerinden İskenderun’a binbaşıSüleyman Dinçer komutasında giriyor. Sömürgecilerin yönetiminde 19 yıl7 ay 26 kalan mübarek İskenderun Sancağı’nın kurtuluşudur. Mübarekolsun dileklerimizi sunarken. O şanlı mücadele toprak için toprağadüşmüş aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun. Sömürgecilerin beşincikol faaliyetlerine yalakalık ve yataklık yapanlara cenab-ı Hak akılfikir ve izan versin.
Logged

B!Z! B!LΣП B!L!Я, 3 Κ!Ş!Υ!Z; BΣП, ΚΣΥF!M VΣ ΚΛΉΥΛSI..

Konuksever Moderatör
Tavsiye Elemanı
*
Mesajlar: 25050


View Profile
Re: Hatay meselesi ve hatay devleti
« Posted on: Ekim 07, 2008, 02:04:14 ÖÖ »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi.Sitemizin diğer bölümlerinde bulunan program, msn, sohbet, resim, video vs. arşivi için üye olmanızı öneririm.Binlerce üye ile sohbetde cabası..

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hatay meselesi ve hatay devleti oyunları, Hatay meselesi ve hatay devleti programı, Hatay meselesi ve hatay devleti oyunu indir, Hatay meselesi ve hatay devleti program yükle, Hatay meselesi ve hatay devleti download, Hatay meselesi ve hatay devleti hikayeleri, Hatay meselesi ve hatay devleti resimleri, Hatay meselesi ve hatay devleti haber, Hatay meselesi ve hatay devleti yükle, Hatay meselesi ve hatay devleti videosu, Hatay meselesi ve hatay devleti msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Ekim 19, 2007, 02:02:19 ÖS
le-@x




*


Üye No : 3204

Yaş : 23

Cinsiyet : Bay

Nerden : sakarya

Konu  :
2

Mesaj : 38

Prestij : 1
Offline
« Yanıtla #1 : Ekim 19, 2007, 02:02:19 ÖS »

Kaç DevLetin Bu Kadar Çok MEseLesi Vardır Merak Ediyorum..
kafamızı Kaldırıp Başka ŞeyLerLe İlgilenmiyeLim Diye EmperyaListLerin Oyunu BunLar
Logged
 Konuya bakanlar
  0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Ulus devleti yıkın Yurt İçi Haberler ferits 0 67 Son Mesaj Ocak 10, 2008, 11:52:50 ÖS
Gönderen: ferits
Nedir işi 66'ya bağlama meselesi? Garip,ilginç ve anlamlı yazılar GeNCo 2 172 Son Mesaj Ocak 14, 2008, 04:51:38 ÖS
Gönderen: DeliMavi
Altınordu Devleti Tarih BeyazGül 0 196 Son Mesaj Mart 05, 2008, 12:40:21 ÖÖ
Gönderen: BeyazGül
tamamen IQ meselesi.sizce??? TURKeyif Salon emirili 8 307 Son Mesaj Mayıs 07, 2008, 01:23:55 ÖÖ
Gönderen: byefee
Mehmet Yıldız an meselesi Galatasaray SЄЯCîИHO 0 48 Son Mesaj Mayıs 24, 2008, 01:14:19 ÖS
Gönderen: SЄЯCîИHO
-=| TopLisT |=-
Genel
Zirve100
YASAL UYARI

TURKeyif.com kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. TURKeyif.com kullanıcı ve üyelerinin, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle TURKeyif.com un hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle TURKeyif.com un üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları TURKeyif.com kullanıcılarına rücu edilecektir.

| Anasayfa | Urllist | Sitemap | iMode | Archive | XML | Rss | Wap | Wap2 |



MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!