|
|
 |
« : Ekim 02, 2007, 01:18:08 ÖÖ » |
|
Eski elbiseli, fikir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesindealimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden geresetanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamıfakir alimin yanına gelerek: - Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkesmecliisnüst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya daçık git, der. Alim, bakarki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar. - Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirineüstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüşhorozuna döner. Bir karmaşadır gider. Fakir alim dayanamaz kalkarak: - Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var. - Buyurun, iyi bir şeyle biliyorsan söyle. Alim, çok güzel bir üslup ve konuya hakimiyeti ile onları ikna etmeklekalmaz aynı zamanda gönüllerinide fetheder. Sözünü öyle bir yere kadargötürürki, kadı, çamura saplanmış eşek gibi geride kalır. Kadı, hatasını anlar, onun faziletinide takdir ederek, raftan cübbesiğni, sarığını indirip yakdim etmek ister ve: - Yazık olsun, senin kıymetini bilemedik. Mecliismize teşrifinizdendolayı teşekkürlerimizi sunamadık. Sizin bu kadar fazilet ile meclisinson kısımlarında oturmanızdan dolayı çok müteessirim. Kadının iltifatı üzerine adamı da koşar, gelir, iltifatlara başlar,gönlünüğ almağa çalışır. Kadı'nın takdim ettiği sarığı, fakir aliminbaşına sarmağa çalışır. Ancak alim: - Dur, çekil o sarığı sarmak istemem. Çünkü elli arşınlık sarığısararsam, bana kibir gelir. Yarın eski elbiseli birisini görürsem,onları beğenmemezlik yaparım. o sarık başımda oldukça, beni görenlerbani görenler, halkı gözümde küçük göstermeğe uğraşırlar. Sen sen ol!Sarığa, sakala bakıp da kafa tutma. Çünkü sarık pamuktandır, sakal isebir tutam ot gibidir. İnsan başına akıl ve beyin lazımdır. Böylesarıklar senin ve senin gibilerin başına lazımdır, der ve verilenlerirededer.
|