|
|
 |
« : Ocak 11, 2007, 12:39:11 ÖÖ » |
|
MÛTE SAVA?I (Cumâde'l-ûlâ 8 H./Eylül 629 M.) a) Sava??n Sebebi Mûte Sava??, Müslümanlarla Hristiyanlar (Rumlar ve Hristiyan Araplar) aras?nda yap?lan ilk sava?t?r. Sebebi, Rasûlüllah (s.a.s.)'in elçisinin öldürülmesidir. Rasûlüllah (s.a.s.), ?slâm'a dâvet için hükümdarlara elçilerle mektuplar gönderdi?i s?rada, Sûriye'de Busrâ (?imdiki Havran) Emîri ?ürahbil'e de Hâris b. Umeyr ile bir mektup göndermi?ti. Gassânî Araplar?ndan ?ürahbil, Hristiyand?. Bizans'?n himayesinde bulunuyordu. Hâris, ?ürahbil'e, Kudüs'ün iki konak güneyinde, bulunan Mûte kasabas?nda rastlad?. Elçi oldu?unu söyleyerek Hz. Peygamber (s.a.s.)'in mektubunu verdi. Fakat, ?ürahbil, devletler aras? hukuk kurallar?n? çi?nedi, Rasûlüllah (s.a.s.) elçisini öldürttü. ?imdiye kadar Hz. Peygamber (s.a.s.)'in elçilerinden hiçbiri öldürülmemi?ti. Bir elçinin öldürülmesi, tarih boyunca bütün toplumlarda insanl??a ve hukuk kurallar?na ayk?r? bir davran?? say?ld??? gibi, gönderene de en büyük hakaret ve meydan okuma demekti. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.s.) üç bin ki?ilik bir kuvvet haz?rlayarak, azadl? kölesi Hârise o?lu Zeyd'in komutas?nda yola ç?kard?(298) Elçi Umeyr o?lu Hâris'in ?ehid edildi?i Mûte'ye kadar gidilmesini, ?ürahbil ve maiyetinin ?slâm'a dâvet edilmesini, kabûl etmezlerse sava??lmas?n? emretti.(299) "Kad?nlar?, çocuklar?, ya?l?lar? öldürmeyin. Evleri y?k?p hârap etmeyin, a?açlar? kesip, tahribâtta bulunmay?n!" dedi. Orduyu "Seniyyetü'l-vedâ" denilen ayr?l?k tepesi'ne kadar u?urlayan Hz. Peygamber (s.a.s.): - "Zeyd ?ehid olursa, komutanl??? Câfer als?n; Câfer de ?ehit dü?erse, Ravâha o?lu Abdullah komutan olsun." buyurdu.(300)
b) ?ki Taraf?n Durumu ve Aradaki E?itsizlik Müslüman ordusunun hareketini ?ürahbil duydu. Derhal Lahm, Cüzâm, Kayn, Belk?n, Behrâ gibi Hristiyan Arap kabîlelerinden büyük bir kuvvet haz?rlad?. Ayr?ca durumu Bizans ?mparatoruna bildirerek, ondan da yard?m istedi. Böylece ?ürahbil, 200 bin ki?ilik büyük bir ordu toplad?. Bunun 100 bini Rumlardan, 100 bini de Hristiyan Araplardan meydana gelmi?ti. (301) ?mparator Hirakl de i?i önemseyerek, Belkadaki Meab ?ehrine kadar geldi. Müslümanlar, ancak Sûriye topraklar?na girdikten sonra dü?man?n gücü ve haz?rl?klar? hakk?nda bilgi edinebildiler. ?ki taraf aras?nda gerek say?, gerek silah ve teçhizât bak?m?ndan korkunç bir fark vard?. Tarihte, iki taraf aras?nda böylesine ölçüsüz bir fark görülmemi?tir. 200 bin (baz? rivâyetlerde 100 bin) ki?ilik bir kuvvet kar??s?nda üç bin mücâhid ne yapabilirdi? Fakat, sava?madan geri dönülemezdi. Komutan Zeyd, Maan'da, Mücâhidlerin ileri gelenleriyle toplan?p durumu isti?âre etti. Acaba, durumu Rasûlüllah (s.a.s.)'e bildirip al?nacak cevâba göre mi hareket edilmeliydi? Fakat, Ravâhao?lu Abdullah bütün tereddütleri giderdi. - Arkada?lar, çekindi?imiz ?ey, ele geçirmek için yola ç?kt???m?z ?eydir, yani ?ehid olmakt?r. Dinimizi yüceltmek için sava?al?m. Yâ ?ehid, ya gazi olaca??z. Bunun ikisi de güzel de?il mi ?(302) dedi. Abdullah'?n konu?mas? mücâhitlerin maneviyât?n? yükseltti. Hepsi de: - Ravâhao?lu do?ru söylüyor. Sava?mal?y?z, dediler.
c) Komutanlar S?rayla ?ehâdet ?erbetini ?çtiler ?ki ordu Mûte'de kar??la?t?. Zeyd, sancak elinde, ileri at?ld?. Kahramanca çarp??t?, ölümden y?lmad???n? gösterdi. Fakat dü?man m?zraklar?n?n aras?nda ?ehid dü?dü.(303) Zeyd ?ehid olunca, sanca?? hemen Câfer ald?. Emsâlsiz kahramanl?klar gösterdi. Önce sa? eli kesildi, sanca?? sol eliyle tuttu. Sol eli de kesilince, kollar?yla sanca?a sar?ld?. Pek çok yara ald??? halde son nefesine kadar sanca?? b?rakmad?. Nihâyet o da ?ehid oldu.(304) Câferden sonra sanca?? Ravâhao?lu Abdullah ald?. O da ?iirler söyleyerek, kahramanca sava?t?. Vücudu delik de?ik oldu. Sonunda o da ?ehid oldu.
d) Hâlid b. Velîd'in Üstün Mahâreti Râvâhao?lu da ?ehid olunca, asker komutans?z kald?, umûmî bir panik ba?lad?. Da??lan askerin kaç???n? Velîdo?lu Hâlid önledi. Mücâhidler, Hâlid'in etrâf?nda yeniden topland?lar. Hâlid komutay? ald?, sancak elinde ak?ama kadar çarp??t?. O gün elinde tam dokuz k?l?ç parçaland?.(305) Bu Müslüman olduktan sonra Hâlid'in kat?ld??? ilk sava?t?. Gece olunca, Hâlid askeri yeniden tertipledi. Öndekileri arkaya, arkadakileri öne, sa?dakileri sola, soldakileri sa?a ald?. Böylece dü?mana, yard?m için yeni kuvvetler gelmi? intibâ?n? verdi. Sabah olunca da ans?z?n ?iddetli bir hücuma geçerek, dü?man? bozguna u?ratt?. Bu f?rsattan yararlanarak, askerini ustal?kla geri çekti. Büyük bir kayba u?ramadan Medine'ye döndü. ?slâm ordusunu korkunç bir felâketten kurtard?. 200 bin ki?iye kar?? yap?lan bu çetin sava?ta, Müslümanlar sadece 12 ?ehid vermi?lerdi. Bu durum, komutanlar?n sava?? çok ba?ar?l? idâre etmeleri ve canlar?n? fedâ etmekten çekinmemelerinin bir sonucuydu.
e) Rasûlüllah (s.a.s.)'in Medine'den Sava?? Seyretmesi Rasûlüllah (s.a.s.) sava??n bütün safhalar?n?, Medine'ye henüz hiç bir haber ula?madan, ashâb?na bildirmi?ti. Cenab-? Hakk, zaman, mekân ve mesâfe kavramlar?n? kald?rarak, sevgili Peygamberine sava? meydan?n? oldu?u gibi göstermi?ti. Mescid-i Nebî'de minber üzerine oturmu? bulunan Allah Rasûlü (s.a.s.) gözlerinden ya?lar akarak: -??te sanca?? Zeyd ald?, Zeyd vuruldu, ?ehid dü?tü. Sonra Câfer ald?, O' da ?ehid oldu. Sonra Ravâhao?lu ald?, O 'da ?ehid oldu. En sonunda sanca??, Allah'?n k?l?çlar?ndan bir k?l?ç, Velîdo?lu Hâlid ald?. Allah O'na fethi müyesser k?ld?, buyurdu. (306) Rasûlüllah (s.a.s.), Zeyd, Câfer ve Abdullah'?n ?ehid dü?tüklerini haber verdikçe, her biri için isti?fâr etmi? ve Cennete girdiklerini de müjdelemi?ti.(307) Sanca?? Hâlid al?nca ise: -Allah'?m, Hâlid senin k?l?çlar?ndan bir k?lçt?r. Sen O'na nusret ihsan buyur, diye duâ etmi?ti.(308) Bundan sonra Hâlid'e "Seyfullah" (Allah'?n k?l?c?) denildi.(309) Câferin ?ehâdet haberini duyunca, âilesi feryâda ba?lad?lar. Rasûlüllah (s.a.s.)'de son derece üzgündü. Çok sevdi?i, en de?erli arkada?lar?n? kaybetmi?ti. Câfer'in âilesini teselli etti. Ac?l?d?rlar, yemek yapamazlar, diye evine yemek gönderdi. -Allah Câfer'e, Mûte'de kesilen iki koluna bedel, iki kanat verdi. O'nu Cennet'te meleklerle birlikte uçuyor gördüm, diye müjdeledi.(310) Bu sebeple Câfer, bundan sonra Câfer Tayyâr diye an?ld?.
2- ZÂTÜ'S-SELASÎL SAVA?I (Cumâde'l-âhir 8 H./629 M.) Kudâa kabîlesi'nin Uzre ve Belî kollar?, Medine hayvanlar?n? ya?malamak üzere, Vâdi'l-Kurâ yak?nlar?nda toplanm??lard?. Rasûlüllah (s.a.s.) durumdan haberdâr olunca, bunlar?n üzerine Amr b. As (Âs o?lu Amr) komutas?nda 30'u atl? 300 ki?ilik bir seriyye gönderdi. Bunlar aras?nda Sa'd b. Ebî Vakkas, Üseyd b. Hudayr, Sa'd b. Ubâde, Sâid b. Zeyd, Âmir b. Rabîa.. gibi ensâr ve muhâcirlerden ileri gelen kimseler de vard?. Amr b. Âs. ashâb?n büyüklerinden de?ildi. Henüz bir y?l kadar önce Müslüman olmu?tu. Fakat dedesi Vâil'in annesi Belî kabîlesinden oldu?u için Amr'?n bu kabîle ile ilgisi vard?. Amr, ayn? zamanda sava? usûlünü iyi bilen, son derece zekî bir kimse idi. Bu sebeple Rasûlüllah (s.a.s.), komutanl??a O'nu seçmi?ti. Amr, Vâdi'l-Kurâ civar?nda Selâsil suyu'na var?nca, dü?man?n say?ca üstün oldu?unu ö?rendi. Burada konaklayarak, bir haberci ile Rasûlüllah (s.a.s.)'den yard?m istedi. Rasûlüllah (s.a.s.)'de Ebû Ubeyde b. Cerrâh komutas?nda 200 ki?ilik ek kuvvet gönderdi. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de bunlar aras?ndayd?. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) Ebû Ubeyde'yi gönderirken: - Ayr?l??a dü?meyin, i?birli?i yap?n, buyurmu?tu. Amr b. Âs, Ebû Ubeyde'nin, askerlere imâm olarak namaz k?ld?rmas?na itirâz etti. - Sen bana yard?ma geldin, kumandan benim, namazda ben imam olaca??m, dedi. Ebû Ubeyde yumu?ak tabiatl? bir zâtt?, hiç itirâz etmedi. - Yâ Amr, Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, ihtilâfa dü?mememizi emretti. Sen bana uymazsan, ben sana uyar?m, telâ?a gerek yok, diye cevâp verdi. Amr bütün Müslümanlara sefer süresince imam olup namaz k?ld?rd?. Böylece Hz. Ömer ve Hz. Ebûbekir de Amr'?n idâresine girmi? oldular. Oysa Rasûlüllah (s.a.s.) Amr'? ilk 300 ki?iye; Ebû Ubeyde'yi de 200 ki?iye kumandan tâyin etmi?ti. Ebû Ubeyde'yi Amr'?n emrine de?il, yard?m?na göndermi?t.(311) Amr, dü?mana yakla??nca gerekli tedbirleri ald?. Hava çok so?uk ve sert oldu?u halde, gece ate? yakmay? yasaklad?. "Kim ate? yakarsa, onu yakt??? ete?in içine atar?m," diye tehdit etti. Asker, so?uktan Ebû Bekir ve Ömer'e ba?vurdular. Hz. Ömer: - Bu nas?l ?ey, herkesi so?uktan k?racak m?? diye Amr'a haber gönderdi. Amr b. Âs: - Yâ Ömer, sen bana itâatle memûrsun, ??ime kar??ma, diye , cevâp verdi. Hz. Ebû Bekir de: Rasûlüllah (s.a.s.) O'nu sava? usûlünü iyi bildi?i için kumandan yapt?. Madem ki kumandan O'dur, i?ine kar??mamak gerekir, dedi. Böylece gece so?ukta geçirildi. Çünkü ate? yak?lsayd?, dü?man Müslümanlar?n azl???n? ö?renecekti. Amr, plân?n? kimseye söylemedi. Sabaha kar??, alaca karanl?kta ans?z?n dü?man üzerine hücûma geçti ve sava?? kazand?. Dü?man pek çok ganimet b?rakarak kaçt?. Ashâb, dü?man?n pe?ini tâkibetmek istedilerse de Amr buna da izin vermedi. Bir kaç gün orada kal?p etraftaki ganimet hayvan sürülerini toplad?ktan sonra, Medine'ye döndü. Sefer esnâs?nda Amr b. Âs ihtilâm olmu?, hava so?uk oldu?u için gusletmeyerek teyemmümle namaz k?ld?rm??t?.(312) Dönü?te ashâb, Rasûlüllah (s.a.s.)'e, Amr b. Âs'tan: 1- Hava çok so?uk oldu?u halde, gece ate? yakt?rmad?, 2- Galip geldi?imiz halde dü?man? tâkip ettirmedi, 3- Su bulundu?u halde gusletmeyip, teyemmümle namaz k?ld?rd?, diye ?ikâyette bulundular. Amr bu ?ikâyetlere kar??: 1- Say?m?z?n az oldu?unu dü?man anlamas?n diye ate? yakt?rmad?m. 2- Yard?m için kuvet gönderebilece?i dü?üncesiyle dü?man? tâkip ettirmedim. 3- So?ukta y?kanmak tehlikeli oldu?u ve Cenâb-? Hakk "Elinizle kendinizi tehlikeye atmay?n." (ElBakara Sûresi, l95) "Kendinizi öldürmeyin. ?üphesiz Allah size ac?maktad?r." (en-Nisâ Sûresi, 29) buyurdu?u için gusletmeyip teyemmüm yapt?m, diye cevâp verdi. Rasûlüllah (s.a.s.) Amr'?n cevâplar?n? tebessümle kar??lad?. (313) Amr b. Âs, henüz yeni müslüman oldu?u halde, ashâb?n büyüklerinin de bulundu?u bir orduya kumandan tâyin edilmesinden dolay? gururlanm??t?. Sava?? da kazanarak dönünce, Rasûlüllah (s.a.s.)'in yan?ndaki derece ve itibâr?n? ö?renmek istedi. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'e: - En çok kimi seversiniz? diye sordu. Rasûlüllah (s.a.s.) Âi?e'yi diye cevâp verdi. - Sonra kimi? - Âi?e'nin babas?n?, Ebû Bekir'i. - Sonra kimi? - Ömer'i. Amr, en sonraya kendisinin kalaca??ndan korkarak daha fazla sormaktan vazgeçti.(314)
MEKKE'N?N FETH? (20 Ramazân 8 H./11 Ocak 630 M.) "Biz sana apaç?k bir fetih ve zafer sa?lad?k. (el-Feth Sûresi, 1) a) Hudeybiye Muâhedesinin Bozulmas? Hudeybiye Bar?? Anla?mas?, Müslümanlarla Kurey? aras?nda yap?lm??t?. Anla?ma ?artlar?na göre, di?er Arap kabîleleri, iki taraftan birinin himâyesine girmekte, anla??p birle?mekte serbesttiler. Buna göre, Huzâa kabîlesi, Müslümanlar?n Benî Bekir (Bekir o?ullar?) kabîlesi de Kurey?'in himâyesine girmi?ti. Hicretin 8'inci y?l? ?aban ay?nda, Benî Bekir kabîlesi, Peygamberimizin himâyesinde bulunan Huzâa kabîlesine ans?z?n bir gece bask?n? yapt?. Esâsen iki kabîle aras?nda öteden beri dü?manl?k vard?. Bu bask?nda Benî Bekir, Kurey?ten yard?m ve te?vik görmü?, hatta ?krime, Safvân ve Süheyl.. gibi ileri gelen bir k?s?m Kurey? gençleri bask?nda bizzat bulunmu?lard?. Bask?n sonunda Huzâal?lardan 23 ki?i ölmü?, sa? kalanlar Harem-i ?erîf'e s???narak kurtulabilmi?lerdi. Bu olay üzerine Huzâal?lar, 40 ki?ilik bir heyetle Medine'ye geldiler. Rasûlüllah (s.a.s.)'a durumu anlat?p yard?m?n? istediler. Huzâal?larla Müslümanlar aras?nda ötedenberi dostluk vard?. Bu dostlu?un temeli, ?slâm'dan öncesine kadar uzan?yordu. Bu sebeple Huzâal?lar, Müslümanlarla ilgili, Mekke'de olup biten her ?eyi Rasûlüllah (s.a.s.)'a gizlice bildirirlerdi. Hendek Sava?? haz?rl???n? da onlar haber vermi?lerdi. Huzâa kabilesine yap?lanlardan, Rasûlüllah (s.a.s.) son derece üzüldü. Kendilerine yard?m edece?ini va'detti. Kurey?'e derhal bir elçi göndererek: Öldürülen Huzâal?lardan diyetlerinin ödenmesini, veya Benî Bekir Kabîlesinin himâyesinden vazgeçilmesini istedi. ?ki ?arttan biri kabûl edilmedi?i takdirde, Hudeybiye Anla?mas?n?n bozulmu? say?laca??n?, bildirdi. Kurey?liler, ilk iki ?art? kabûl etmeyip Hudeybiye anla?mas?n? bozduklar?n? bildirdiler. Daha önce fiilen bozduklar? antla?may?, böylece resmen de bozmu? oldular.
b) Kurey?'in Bar??? Yenileme Te?ebbüsü Kurey?liler, bir müddet sonra hatalar?n? anlad?lar. Ala?may? bozduklar?na pi?mân oldular. Derhal anla?may? yenilemek ve bar?? süresini uzatmak üzere Ebû Süfyân'? Medine'ye yollad?lar. Ebû Süfyân, Medine'de önce, Rasûlüllah (s.a.s.)'?n zevcelerinden k?z? Ümmü Habîbe'ye gitti. Oturaca?? s?rada, Ümmü Habîbe minderi toplad?. Halbuki evde üzerine oturulacak ba?ka bir ?ey yoktu. Ebû Süfyân sordu: - K?z?m, minderi mi benden esirgiyorsun, yoksa beni mi minderden? K?z? cevap verdi.: - Bu, Rasûlüllah (s.a.s.)'e âittir. Sen ise mü?riksin, pissin. Bu yüzden üzerine oturman? istemedim.(315) Ebû Süfyân, daha sonra Rasûlüllah (s.a.s.)'e ba?vurdu. Olumlu bir sonuç alamad?. Ba?ta Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer olmak üzere ashâb?n ileri gelenleriyle bir bir görü?tü, bar???n yenilenmesi için desteklerini istedi. Hz. Fât?ma'y? ziyâret ederek O'ndan yard?m bekledi. Fakat bütün gayretleri bo?a ç?kt?; hiç bir netice elde edemedi. Eli bo? dönmek istemiyordu. Hz. Ali'nin tavsiyesine uymaktan ba?ka çâre yoktu. Mescide geldi: - Ey nâs, ben her iki taraf? da himâyeme alarak, Hudeybiye bar???n? yeniliyorum. San?r?m, kimse benim ahdimi bozmaz.. dedi. Fakat, kimseden cevâp alamad?. Devesine bindi, ümitsiz olarak Mekke'nin yolunu tuttu. Bir i?âretle bütün Mekke'yi harekete geçiren Ebû Süfyan, Medine'de kimseye sözünü dinletememi?, öz k?z?na bile merâm?n? anlatamam??t?. Dönü?ünde olup bitenleri oldu?u gibi Mekkelilere anlatt?. Onun sözlerini dinleyenler: - Yaz?k, sen hiç bir ?ey yapmam??s?n. Bize bar?? haberi getirmedin ki, güven içinde olal?m, Sava? haberi getirmedin ki, haz?rlanal?m. Ali seninle alay etmi?. Senin tek ba??na ilân etti?in bar?? neye yarar..., dediler.(316)
c) Fetih Haz?rl??? Ebû Süfyan Mekke'ye döndükten sonra Rasûlüllah (s.a.s.)gizlice fetih haz?rl???na ba?lad?. Ashâb?na sefer için haz?rlanmalar?n? emretti. Ayr?ca, G?fâr, Eslem, E?ca' Müzeyne, Cüheyne, Süleym gibi, kendisine ba?l? kabîlelere haber salarak Ramazan'?n ilk günlerinde Medine'de toplanmalar?n? istedi. Rasûlüllah (s.a.s.),Mekke'nin kan dökülmeden fethedilmesini istiyordu. Kurey? savunma için haz?rl?k yapar da kar?? koyarsa, kan dökülürdü. Bu yüzden haz?rl?klar son derece gizli tutuldu. Mekke ile Medine aras?ndaki bütün yollar kesildi. Bu vazife Huzâa kabilesine verildi. ?ki taraf aras?nda sanki ku? uçmuyordu. Bu arada dikkatlerin ba?ka yöne çekilmesi için Necid taraf?na bir de seriyye göndermi?ti.
d) Ebû Beltea o?lu Hât?b'?n Kurey?'e Yazd??? Mektup Ancak ashabtan Ebû Beltea o?lu Hât?b, durumdan Kurey?'i haberdar etmek istemi?, bir mektup yazarak gizlice Mekke'ye göndermi?ti. Hz. Peygamber (s.a.s.), ?lâhî vahiy ile bunu ö?rendi. Hemen Hz. Ali ile iki arkada??n? görevlendirdi. - Hah bostan?na kadar gidin, orada, mahfe içinde yolcu bir kad?n bulacaks?n?z. Yan?nda bir mektup var, onu al?p getirin,buyurdu. Kad?n önce inkâr etti, fakat, "seni ?imdi ç?r?lç?plak soyar, her taraf?n? arar?z", deyince, çâresiz mektubu saç?n?n hotozu aras?ndan ç?kard?.(317) Mektupta, Rasûlüllah (s.a.s.)'?n önüne durulamaycak bir ordu ile Mekke üzerine yürüyece?i bildiriliyordu. Herkes ?a??r?p kald?, çünkü Hât?b'dan böyle bir ?eyi kimse beklemiyordu. Rasûlüllah (s.a.s.) bir hey'et önünde Hat?b'? sorguya çekti. - Ey Hât?b, bu ne i?, niçin bunu yapt?n, diye sordu. Hât?b: - Ya Rasûlüllah hakk?mda karar vermekte acele etmeyin. Ben Kurey?'e anla?arak ba?l? bir kimseyim, fakat hiç bir zaman onlar?n mahremi olmad?m. Yan?n?zdaki muhacir karde?lerimin, Mekke'de âilesini ve mallar?n? koruyacak yak?nlar? var, benimse kimsem yok. Mekkelilerden nimetdârlar kazanarak âilemi korumak istemi?tim. Bu i?i dinimden dönmek için yapmad?m, ben Müslüman olduktan sonra, kat'iyyen küfre raz? olmam, diye kendini savundu. Hz. Ömer, dayanamay?p: - Yâ Rasûlallah, izin ver de ?u münâf???n boynunu vuray?m, demi?ti. Fakat, Rasûlüllah (s.a.s.) Hât?b'?n suçunu ba???lad?. - Yâ Ömer, Hât?b Bedir Gazas?'nda bulundu, ne bilirsin belki de Cenâb-? Hak Bedir ehline: "Bundan böyle istedi?inizi yap?n, sizi ba???lad?m" demi? olabilir, buyurdu. Fakat bu olayla ilgili olarak: "Ey inananlar, benim de dü?man?m, sizin de dü?man?n?z olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar, size gelen hakk? tan?mad?klar? ve Rabb?m?z olan Allah'a inand???n?z için peygamberi de sizi de (yurdunuzdan) ç?kard?klar? halde onlara sevgi (mi) gösteriyorsunuz? Siz benim yolumda sava?mak ve benim r?zam? kazanmak için (yurdunuzdan) ç?km??san?z, ben sizin gizledi?inizi de, aç??a vurdu?unuzu da bildi?im halde, nas?l olur da onlara sevgi gösterirsiniz. ?çinizden her kim bunu yaparsa, do?ru yoldan sapm?? olur." (el-Mümtehine Sûresi, 1) anlam?ndaki âyet-i kerime indirilmi?tir.(318)
e) Mekke'ye Yürüyü? Müslümanl???n temeli, "Tevhid ?nanc?" d?r. Tevhid ?nanc?'n?n, yeryüzünde en büyük âbidesi, Mekke'deki Kâbe'dir. Ancak bu kutsal yer, putlarla doldurulmu?, putperestli?in merkezi hâline getirilmi?ti. ?slâm güne?i do?al? 20 y?l olmu?tu. Art?k, Mekke'nin ?irkten kurtulmas?, Kâbe'nin putlardan temizlenmesi gerekiyordu. Rasûlüllah (s.a.s.), Hicretin 8'inci y?l?, Ramazan'?n 10'uncu Pazartesi günü 10 bin ki?ilik muazzam bir ordu ile Medine'den ç?kt?.(319) (1 Ocak 630) Yolda kat?lan birliklerle, ordunun say?s? daha sonra 12 bine yükselmi?ti.(320) O gün Rasûlüllah (s.a.s.) ve ashâb? oruçluydu. Yola ç?kt?ktan sonra oruçlar?n? bozdular. (321) Rasûlüllah (s.a.s.)'?n amcas? Abbâs Müslüman olmu?, fakat Müslümanl???n? gizliyerek Mekkede mü?rikler aras?nda kalm??t?. Böylece Mekke'deki haberleri gizlice Rasûlüllah (s.a.s.)'e ula?t?r?yordu. Art?k Mekke'de yap?lacak i? kalmam??t?. Hîcret için Mekke'den ç?kt?, fakat yar? yolda Fetih Ordusuyla kar??la?t?. E?yâs?n? çocuklar?yla Medine'ye gönderip O da orduya kat?ld?. Rasûlüllah (s.a.s.) Abbâs'?n geli?inden memnun oldu. - Peygamberlerin sonuncusu ben oldum, muhâcirlerin sonuncusu da sen; diye iltifatta bulundu. Mekke'ye bir konak (yakla??k 16 km.) mesâfede "Merru'z-zahrân" denilen yerde karargâh kuruldu. Rasûlüllah (s.a.s.), ortal?k karar?nca burada ordu mevcûdunun say?s?nca ate? yak?lmas?n? emretti. Böylece, ordunun ha?metini Kurey?'e göstermek istiyordu. Yollar iyice tutuldu?u için, ?slâm ordusu Merru'zahrân'a gelinceye kadar Mekkeliler hiç bir haber alamam??lard?. Müslümanlar?n yakla?t???n? duyunca ne yapacaklar?n? ?a??rd?lar. Ebû Süfyân durumu anlamak, Müslümanlar hakk?nda bilgi edinmek istiyordu. Yan?na bir kaç ki?i alarak, Mekke'den ç?kt?. Uzakta yanmakta olan ate?ler, hac?lar?n, Arafatta arefe gecesi yakt?klar? ate?lere benziyordu. Merakla ate?lere do?ru ilerledikleri s?rada Rasûlüllah (s.a.s.)'?n muhâf?zlar? taraf?ndan yakalanarak Peygamber Efendimizin huzûruna getirildiler, Rasûlüllah (s.a.s.)'a kar?? en çok kin besleyen Mekke'nin resi Ebû Süfyân burada müslüman oldu. Art?k Mekke fethedilmi? demekti. Belki hiç mukavemet görülmeyecekti. Hz. Abbâs: - Yâ Rasûlallah, Ebû Süfyân övünmeyi sever, iftihâr edebilece?i bir lütufta bulunsan?z, demi?ti. Rasûl-i Ekrem: - Her kim Ebû Süfyân'?n evine girerse, emniyettedir. Her kim kendi evine kapan?r, ordumuza kar?? koymazsa, emniyettedir. Her kim Harem-i ?erîf'e girerse, emniyettedir. Ebû Süfyân bunu ilân etsin, buyurdu.(322) Daha dün, ?slâm dü?manlar?n?n lideri olan ki?i, bugün Rasûlüllah'?n emirlerini tebli? etmekle iftihâr edecek, ?eref kazanacakt?. Merru'z-zahrân'dan hareket edilece?i s?ra Rasûlüllah (s.a.s.) Hz. Abbas'a: - Ebû Süfyân'? yolun dar bir yerine götür, ?slâm ordusunun ihti?âm?n? görsün, diye emretti. Hz. Abbâs, Ebû Süfyân'?, ordunun geçece?i dar bir geçit yerine oturttu. Mücâhidler s?rayla alay alay Ebû Süfyân'?n önünden geçtikçe Ebû Süfyân'?n yüre?i burkuluyor, geçen her kafilenin hangi kabîle oldu?unu soruyordu. Hz. Abbâs: - Bunlar G?fâr kabîlesi, ?unlar Cüheyne.. diye geçen kabîleleri bir bir anlatt?kça Ebû Süfyân: - ?a??lacak ?ey, bunlarla benim aramda ne dü?manl?k var ki , buraya kadar gelmi?ler, diye hayretini ifâde ediyordu. Bir ara: - Yâ Abbâs, karde?inin o?lunun saltanat? ne kadar da büyümü?, dedi. Hz. Abbâs: - Hay?r, bu saltanat de?il, nübüvvettir, diye cevâp verdi. Nihâyet, Ebû Süfyân'?n daha önce benzerini görmedi?i bir birlik geçti. Bunlar, ensârd?. Ba?lar?nda Sa'd b. Ubâde sanca?? ta??yordu. Son gelen birlik, say?ca hepsinden azd?. Bu birlikte Rasûlüllah (s.a.s.) ile ensar ve muhâcirlerden en yak?n arkada?lar? vard?. Rasûlüllah (s.a.s.)'in sanca??n? Avvâm o?lu Zübeyr ta??yordu. Ensâr alay?, Uhud ve Hendek Sava?lar?'nda mü?rik ordusunun ba?komutan? Ebû Süfyân'?n önünden geçerken Sa'd b. Ubâde: - Ey Ebû Süfyân, bugün en büyük k?tal günüdür, bu gün Kâbe'de kan dökmenin helal k?l?nd??? gündür, demi?ti. Ebû Süfyân Sa'd'?n sözlerini Rasûlüllah (s.a.s.)'a nakletti. Hz. Rasûlüllah (s.a.s.): - Sa'd yanl?? söylemi?, bugün Cenab-? Hakk'?n Kâbe'yi yüceltece?i gündür. Bugün Kâbe'nin tevhid elbisesine bürünece?i gündür, buyurdu.(323) Sa'd'?n kan dökmesinden endi?elendi?i için, hemen Hz. Ali'yi gönderdi, ensâr sanca??n?n Sa'd'dan al?n?p o?lu Kays'a verilmesini emretti.(324) Müslüman mücâhidlerin geçit resmini ba?tan sona seyreden Ebû Süfyân, Mekke'nin tesliminden ba?ka çâre olmad???n? anlad?. Hz. Abbas'tan ayr?larak, hemen Mekke'ye döndü. Harem-i ?erif'e vard?. Heyecân içinde kendisini bekleyen Mekkelilere yüksek sesle hitâbetti: - Muhammed (s.a.s.) , kar?? koymam?za imkân olmayan bir ordu ile geliyor: 1) Her kim Ebû Süfyan'?n evine gelirse emniyettedir. 2) Her kim silah?n? b?rak?r, evine kapan?rsa emniyettedir. 3) Her kim, Harem-i ?erîf'e s???n?rsa emniyettedir. Ey Kurey?, Müslüman olunki, selâmet bulas?n?z... Ebu Süfyân'? dinleyenler, ?a??r?p kald?lar. Her gün Müslümanl???n aleyhinde bulunan bu adam, ?imdi herkese "müslüman olun", diyordu. Herkeste bir telâ? ba?lad?. Kimisi küfrediyor, kimisi ba??r?p ça??r?yor, kimi de mukavemet için haz?rlan?yordu. Ço?unluk ise Ebû Süfyân'?n sözlerine uyup evlerine çekildiler. Bir k?sm? da Harem-i ?erîf'te ve Ebû Süfyân'?n evinde topland?lar.
f) Mekke'ye Giri? (20 Ramazan 8 H./11 Ocak 630 M.) Rasûlüllah (s.a.s.), Mekke'ye girmeden önce, "Zî Tuvâ" denilen yerde durdu. Ordusunu dört k?sma ay?r?p her birinin girece?i yerleri tâyin etti. "Sak?n sava?a girmeyin, sald?r?ya u?ray?p mecbûr kalmad?kça kan dökmeyin..." diye tenbihte bulundu. Sekiz y?l önce, yurdundan üç ki?ilik bir kafile ile nas?l ayr?lm??t?, ?imdi nas?l bir ihti?âmla dönüyordu. Rasûlüllah (s.a.s.) devesinin üstünde bütün bunlar? dü?ünüyor, ma?rûr bir fâtih gibi de?il, son derece mütevâzi bir halde, ba?? secde eder gibi, devenin boynuna yap??m??, tesbih, tehlil ve duâ ile, Cenâb-? Hakk'?n sonsuz lütuflar?na ?ükrederek ilerliyordu. Bütün birlikler, kan dökmeden Mekke'ye girdiler. Yaln?zca Velîd o?lu Hâlid'in komuta etti?i birlik tecâvüze u?rad?. Kurey?'in az?l?lar?ndan Ümeyye o?lu Safvân, Amr o?lu Süheyl ve Ebû Cehil'in o?lu ?krime bir çete kurdular. Hâlid'in birliklerini Mekke'ye girerken ok ya?muruna tutarak iki müslüman? ?ehid ettiler. Bu durumda Hâlid, sald?rganlar üzerine hücûm ederek, bir hamlede onüç tanesini öldürdü, di?erleri da??l?p kaçt?lar. Rasûlüllah (s.a.s.) kan döküldü?ünü duyunca üzüldü. Fakat, tecâvüzün mü?riklerden ba?lad???n? ö?renince: - ?lahî takdir böyleymi?, buyurdu. Rasûlüllah (s.a.s.) çad?r?n? Kinâneo?ullar? yurdunda "Hacûn" denilen yerde kurdurdu. Mekke Devri'nin 7'inci y?l?nda, Kurey? mü?rikleriyle Kinâneo?ullar? burada küfr üzerine anla?m??lard?(325). Bu anla?ma gere?ince müslümanlar üç y?l muhasara alt?nda çok ac? günler ya?am??lard?. Rasûlüllah (s.a.s.) çad?r?nda gusledip 8 rek'at "duhâ namaz?" k?ld?, sonra, devesine binerek, Kâbe'ye geldi. Yol boyunca Fetih Sûresi'ni okudu?u i?itiliyordu.(326) Deve üzerinde, ihrâms?z olarak Kâbe'yi tavâf etti. Elindeki ucu e?ri de?nekle hacer-i Esved'i istilâm etti.
g) Kâbe'nin Putlardan Temizlenmesi. Kâbe etrâf?nda 360 put vard?. Bunlar?n en büyü?ü olan "Hubel", Kâbe'nin üstüne konulmu?tu. Di?erleri Kâbe'nin etraf?na ve içine yerle?tirilmi?lerdi. Rasûlüllah (s.a.s.) de?nekle bunlar? itiyor, her birini bizzât deviriyordu. Putlar y?k?l?rken: "Hak geldi, bât?l yok oldu, esasen bât?l yok olma?a mahkûmdur."(327) "Hâk geldi, art?k bât?l ne yeniden ba?lar, ne de geri gelir"(328) diyordu.(329) Kâbe'ye girmek için Rasûlüllah (s.a.s.) anahtar?n? istedi. Talha o?lu Osmân anahtar? getirdi. "Emânettir Ya Rasûlallah", diyerek Hz. Peygamber (s.a.s.)'e teslim etti. Kâbe'nin içi de putlarla doluydu. Duvarlar?na resimler as?lm??t?. Rasûlüllah (s.a.s.)'?n emriyle Hz. Ömer bunlar? d??ar? att?. Mü?rikler, ilah diye tapt?klar? putlar?n parçalan???n? ?a?k?n ?a?k?n seyrettiler. Dünkü mabûdlar bir anda moloz y???n? haline gelmi?, çöplüklere at?lm??t?. Sonra, Rasûlüllah (s.a.s.), yan?na Üsâme, Bilal ve Talha o?lu Osmân'? da alarak Kâbe'ye girdi, kap?n?n kar??s?ndaki duvara do?ru namaz k?ld?.(330) Beyt-i ?erifi dola??p her taraf?nda tekbir getirdi. Uzunca bir müddet içeride kald?. Bu s?rada bütün Kurey? Hârem-i ?erif'te toplanm??, sab?rs?zl?kla, haklar?nda verilecek hükmü bekliyorlard?.
h) Fetih Hutbesi ve Genel Af Rasûlüllah (s.a.s.) Kâbe kap?s?n?n e?i?inde durdu. Kar??s?nda s?ralanm?? olan Mekkelilere bakt?. 20 y?l boyunca ?ahs?na ve müslümanlara ellerinden gelen her kötülü?ü yapmaktan çekinmeyen bu adamlar?n hayât?, ?imdi O'nun iki duda?? aras?ndan ç?kacak hükme ba?l?yd?. Rasûlüllah (s.a.s.) 20 y?l boyunca çektiklerini bir anda zihninden geçirdi, sonra ?öyle hitâbetti. "Allah'tan ba?ka ilâh yoktur, yaln?z O vard?r. O'nun e?i ve orta?? yoktur. O va'dine ba?l? kald?, sözünü yerine getirdi. kuluna yard?m etti, tek ba??na bütün dü?manlar? hezîmete u?ratt?. ?yi bilinki bütün câhiliyet âdetleri, mal ve kan davalar? bugün ?u iki aya??m?n alt?ndad?r. Yaln?z, Kâbe hizmetleriyle hac?lara su da??tma i?i (hicâbe ve sikaye hizmetleri) bu hükmün d???nda b?rak?lm??t?r. Ey Kurey? Cemâati! Allah sizden câhiliyet gururunu, babalarla, soylarla büyüklenme?i giderdi. Bütün insanlar, Âdem'dendir, (O'nun çocuklar?d?r.) Âdem de topraktan yarat?lm??t?r." Sonra ?u anlamdaki âyet-i kerîmeyi okudu. "Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir di?iden yaratt?k. Övünesiniz diye de?il, kolayl?kla tan??as?n?z diye, sizi milletlere ve kabîlelere ay?rd?k. Allah kat?nda en de?erliniz, Ona kar?? gelmekten en çok sak?nan?n?zd?r. Allah her hâlinizi bilir, O her ?eyden haberdârd?r." (Hucurât Sûresi, 13) Rasûlüllah (s.a.s.) Mescid-i Harâm'?n geni? sâhas?n? dolduran kalabal??? mânâl? bir bak??la süzdükten sonra: - Ey Kurey? cemaât?! Size ?imdi nas?l bir muâmele yapaca??m? san?yorsunuz? diye sordu. Mekkeliler hep bir a??zdan: - Hay?r umuyoruz. Sen kerîm bir karde?, âlicenâb bir karde? o?lusun, diye cevap verdiler. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.): - Ben de size Yûsuf'un karde?lerine söyledi?i gibi, "Bu gün size geçmi?ten dolay? azarlama yok." (Yûsuf Sûresi, 92) diyorum. Haydi gidiniz, hepiniz serbestsiniz (331), buyurdu. Böylece Rasûlüllah (s.a.s.) hepsini affetmi?ti. Halbuki bunlar Hz. Peygamber (s.a.s.)'e neler yapmam??lard?. Müslümanlar? en korkunç i?kencelere tâbi tutmu?lar, akla hayâle gelmedik eziyetler yapm??lard?. ?imdi ba?kalar? olsa ne yapard?; Hz. Peygamber (s.a.s.) ne yapm??t?r? Bu mukayese Rasûlüllah (s.a.s.)'in büyüklü?ünü ortaya koyma?a kâfidir. Bu hitâbesinden sonra Rasûlüllah (s.a.s.) Mescid-i Harâm'da oturdu. Sikaye (hac?lara su ve zemzem da??tma) hizmeti Abdülmuttalibo?ullar?ndayd?. Bu hizmeti Hz. Abbâs yap?yordu. Hicâbe (Kâbeyi aç?p-kapama ve anahtar?n? ta??ma) hizmetini ise Ebû Talha o?ullar? yap?yordu. Bu esnâda Hz. Ali bu iki hizmetin Abdülmuttalibo?ullar?'nda birle?tirilmesini istemi?ti. Fakat Rasûlüllah (s.a.s.) Osman b. Talha'y? ça??rd?. - Yâ Osmân, bugün iyilik ve ahde vefâ günüdür, al i?te anahtar?n, buyurdu (332). Ö?le vakti, Hz. Bilâl Kâbe'nin üstüne ç?kt?. Güzel ve gür sesiyle ezana ba?lad?. "Allâhü Ekber" nidâlar? mü?riklerin yüreklerini burkuyordu. Bu esnâda, Ebû Süfyân, Esîd o?lu Attâb, Hi?âm o?lu Hâris gibi Kurey?in ileri gelenlerinden birkaç ki?i Kâbe'nin avlusunda bir kö?eye toplanm?? konu?uyorlard?. ?çlerinden Attâb: - Babam ?ansl? adamm??, daha önce öldü de ?u sesi i?itmedi, dedi. Hâris de: - ?unun hak oldu?unu bilsem, vallâhi ben de icâbet ederdim, diye konu?tu. Ebû Süfyân ise: - Ben bir ?ey söylemeyece?im. Bir ?ey konu?sam ?u çak?llar?n bile dile gelip O'na haber verece?inden korkuyorum, dedi. Az sonra yanlar?na Rasûlüllah (s.a.s.), aralar?nda konu?tuklar?n? bir bir söyledi. Bunun üzerine: - Konu?tuklar?m?z? kimse duymam??t?. Biz ?ehâdet ederiz ki, sen Allah'?n Rasûlüsün, diye ?ehâdet getirdiler.(333)
l) Mekke Halk?n?n Bîat? Ö?le namaz?ndan sonra, Rasûlüllah (s.a.s.) Safâ tepesinin yüksekce bir yerinde oturdu. Önce erkeklerden, sonra da kad?nlardan bîat ald?. Erkekler, ?slâm ve cihâd üzerine bîat ettiler(334). Kad?nlar ise a?a??da meâli yaz?l? âyet-i celîledeki esaslara uyacaklar?na dâir bîat ettiler. "Ey Peygamber, mü'min kad?nlar Allah'a hiçbir e? ortak ko?mamak, h?rs?zl?k yapmamak, zina etmemek, çocuklar?n? öldürmemek, elleriyle ayaklar? aras?nda bir bühtan uydurup getirmemek ve hiçbir güzel i?te sana kar?? gelmemek üzere sana biata geldiklerinde biâtlar?n? kabûl et, Onlara Allah'tan ma?firet dile, Çünkü Allah çok yarg?lay?c?, çok esirgeyicidir." (el-Mümtehine Sûresi, 12) Erkekler, Rasûlüllah (s.a.s.)'in elini tutup musâfaha ederek biât ettiler. Kad?nlar ise sözle ve Rasûlüllah (s.a.s.)'in bulundu?u su kab?na ellerini bat?rarak bîat ettiler.(335) Rasûlüllah (s.a.s.) in eli, hiç bir zaman yabanc? bir kad?n?n eline de?memi?tir. (336)
j) Rasûlüllah (s.a.s.)'in Ensâr'?n Endi?esini Gidermesi Fetihten sonra ensâr kendi aralar?nda : - Cenâb-? Hakk, Rasûlüne do?up büyüdü?ü vatan?n?n fethini müyesser k?ld?. Art?k bizimle döner mi, yoksa buraya m? yerle?ir, diye endi?elerini belirtmi?lerdi. Rasûlüllah (s.a.s.) bunu duyunca: - Böyle bir ?eyden Allah'a s???n?r?m. Ben memleketinize hicret ettim. Hayat?n?z, hayat?m; ölümünüz ölümümdür, buyurdu. (337) Ensâr?n endi?elerini giderdi.
|