|
|
 |
« : Ekim 15, 2007, 05:52:10 ÖS » |
|
OSMANLI'DAN NE KADAR PARA KALDI? Türkiye yıllarca Osmanlı'nın borcunu ödedi. Peki Osmanlı'dan Cumhuriyet'e ne kadar para kaldığını merak ettiniz mi? 23.04.2007 11:59
Türkiye yıllarca Osmanlı'nın borcunu ödedi. Peki Osmanlı'dan TürkiyeCumhuriyet'e ne kadar para kaldığını merak ettiniz mi? Zamangazetesinin Pazar ekinden Mustafa Armağan bu ilginç sorunun peşinedüştü. İşte Armağan'ın o makalesi:
Atatürk Türkiye’sinin Hitler Almanya’sına ekonomik bağımlılığı Geçtiğim yollara dikenler bıraktığım için özür dileyecek değilim. Tarihyeniden yazılmayı bu denli arzuluyorsa yapılacak tek şey, yazanınyapana ve yapılana sadık kalmasıdır.
Ord. Prof. Enver Ziya Karal gibi bir üstadın bile açıkça itiraf ettiği gibi, inkılaptarihlerimizi yazanlar onu kendi arzu ve duygularına uydurmuşlarsa bizne yapalım? Belki yol kenarlarına bıraktığımız dikenlere takılanyünlerden yeni bir palto yapmayı becerir birileri. Mesajımız, gelecekteki süngü zekâlı tarihçilere. Ümidimiz onlarda…
Geçen haftaki yazımda Osmanlı borçlarının 1933 yılından itibarenödenmeye başlandığını yazmıştım hatırlarsanız. İşte bu süngü zekâlıkardeşlerimizden birisi üşenmeyip kitaba bakmış ve aslında ilk borçtaksidini 1929’da ödediğimizi bulmuş. Soruyor haklı olarak: Hangisineinanacağım?
Burada belirtilmesi gereken üç nokta var:
1. 1929’da ödediğimiz borcun kendisi değil, yalnız faiziydi.
2. Bu ilk ödememizle birlikte ekonomi iflas sinyalleri vermiş vealacaklılara gerisini getiremeyeceğimizi ilan etmiştik. İşte bundansonra ödemelere ara verilmiş, görüşmeler 1932’de sonuçlanmış ve asılborcun ilk düzenli ödemesine 1933’ten itibaren başlamıştık. Oradakikastım, 1954 yılına kadar devam edecek olan bu ilk düzenli ödemeydi.
3. Ödediğimiz Osmanlı borçlarının tutarı, TLbazında yaklaşık 150 milyon liradır. Peki hiç merak ettiniz miOsmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan nakit para tutarının ne kadar olduğunu?Tamı tamına 161 milyon TL kâğıt para (bozuklar hariç). Yani Osmanlıhazinesinden 161 milyon TL’yi cebinize koyarken bu para nereden geliyordiye sormuyorsunuz da, borcunuz çıkınca niye mızıklanıyorsunuz? Birmiras olayında alacak ve borç gayet tabii bir durum değil mi? Her neyse. Bu borçlar meselesi epey su götürür. Ancak belirtilmesigereken bir başka nokta da, bu borç ertelemesiyle birlikte Türkiye’nindış kredi itibarının dibe vurmuş olmasıdır. Hatta 1920’lerde İngiliz hükümeti Türkiye’nin İngiltere’de tahvil satmasını yasaklamıştır.Son çare olarak ABD’ye başvurulmuşsa da, Avrupalı tahvil alacaklılarıTürk isteğinin geri çevrilmesi için Washington’a kredi vermemesi içinbaskı yapmışlardır.
Şimdi gelelim asıl konumuza.
1930-1934 arasındaki dönemde Türkiye için 1929 dünya ekonomikbuhranının da misillemesiyle ağır bir ekonomik darboğaz oluştuğunusöylüyor uzmanlar. Hani bazıları o zamanlar Türkiye’ninparası yabancı paralar karşısında değerliydi diyorlar ya, GültenKazgan’dan Yahya Sezai Tezel’e kadar Osmanlı iktisat tarihi uzmanlarıbunun ekonomi üzerindeki felç edici etkisini gündeme getiriyorlar.
1930-1934 döneminde TL’nin aşırı değerlenmesi ileTürkiye’nin ihracat yaptığı tarım ürünlerinin fiyatlarının dış piyasadadüşmesi sonucunda özellikle Ege Bölgesi’ndeki ihracatçılar iflas etti,mal üreticinin elinde kaldı. Türkiye reel gelir kaybına uğradı. İlkdefa TL bu dönemde dolara bağlandı. Enflasyon yoktu belki ama bu defadeflasyon-depresyon süreci doğdu. Bir çıkış yolu olarak önce Fransa’yla başlayan bir tür anlaşmalı takas olan “kliring” ticareti denendi. İşte bu takas ticareti,yazımızın konusunu oluşturan Hitler rejimiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni1934-1939 yıllarında birbirine sıkı sıkıya bağlayacak ve Yahya SezaiTezel’in ifadesiyle söyleyecek olursak, Türkiye tarihinin (Osmanlı da dahil) başka dönemlerinde görülmemiş derecede bir emperyalist dış güce ekonomik olarak bağımlı olmasını getirecektir.
Nasıl? Atatürk döneminde Türkiye dışa bağımlı mıymış? Hem de Nazi Almanya’sına öyle mi? Şu Hitler’in rejimine hem de? Siz bu soruların kabuğunu kaşıyadurun, ben hocanın “CumhuriyetDöneminin İktisadi Tarihi” (Tarih Vakfı Yay., 1994) adlı kitabınınkapağını aralıyor ve başlıyorum özetlemeye:
Tezel’e göre Türkiye’nin 1934’e kadar süren bu olumsuz ekonomiktablosunun olumluya dönmesinde Hitler Almanya’sıyla kurduğu yakınekonomik işbirliğinin önemli bir payı bulunmaktadır. Kendi deyişiyle,
“Türkiye’nin dış ticaretindeki genişleme, Nazi Almanyası’nınuluslararası düzeyde iktisadî güç kazanmasıyla ilişkilidir. Almanya’nınBalkanlar ve Ortadoğu’da güttüğü ticarî genişleme politikasınedeniyledir ki, Türkiye, Büyük Buhran’ın sıkıntılarını yaşayan liberalmetropollerin Türk ihraç mallarına talebinin zayıfladığı bir dönemde,ihracat hacmini artırabilmiştir.”
Yeterince çarpıcı. Devam edelim biraz daha.
Almanya 1930’ların sonuna doğru Türkiye’ninticaretinin aşağı yukarı yarısını kendine kanalize etmeyi başardı.Böylece Almanya’nın ihracatımızın cari değerindeki payı 1929’da yüzde15 iken 1934’te yüzde 39’a, 1935-1938 ortalamasında ise yüzde 44’eçıktı. Almanya’nın ithalatımızın cari değerindeki payı ise 1932’deyüzde 25 iken, 1934’te yüzde 36’yı, 1935-1938 ortalaması ise yüzde46’yı buldu. Hatta bu dönemde Türkiye Almanya’dan yalnız silah almaklakalmamış, askerî örgütlenmesinde de Üçüncü Reich’a bağımlı halegelmiştir.
Bunun sebebi ise Türk ihraç ürünlerine yüz vermeyen diğer ülkelerinaksine Almanya’nın ihraç mallarımıza yüksek fiyatlar ödemekte vekliring hesabında açık vererek Türkiye’yi Almanya’dan daha fazlaithalat yapmaya zorlamakta olmasıdır.
Böylece ihracat ve ithalatımızın neredeyseyarısını kendisine bağlamayı başaran Almanya’nın Türkiye’yi nereyesürüklemekte olduğu ancak 1937’de fark edilmiş ve yönetimde bir panikhavası baş göstermiştir. Aynı şekilde İngiltere deTürkiye’nin faşizme kaymasıyla Ortadoğu dengelerinin aleyhine döneceğipaniğine kapılmış ve Türkiye’ye baskı yapmaya başlamıştır. Bununüzerine 1936 ve 1938 yıllarındayapılan anlaşmalarla İngiltere’den 118 milyon TL borç alınmışsa da,İkinci Dünya Savaşı patladığında Türkiye’nin dış ticaretinin Almanya’yabağımlılığı hâlâ sürmekteydi. Öyle ki, 1939’da bu bağımlılık muazzamboyutlara tırmanmış bulunuyordu: İthalatta yüzde 51, ihracatta yüzde 37. Hatta “The Economist” dergisinin 5 Ağustos 1939 tarihli sayısında yayınlanan bir hesaba göre, Almanya,Türkiye’yi kendisine siyasî olarak bağlamak için zarar etmeyi bile gözealmış ve bizden yüksek fiyatla mal alıp ucuz fiyatla mal satmaksuretiyle sadece 1938 yılında tam 8 milyon TL tutarında bir maliyardımda bulunmuştur. Bu para, aynı yıl Osmanlı borçları içinödediğimiz miktarın tam iki katıdır! Şimdi Osmanlı’dan kaçarkenHitler’e tutulmuşuz diyeceğim, yine birileri köpürecek. Noktanın yeri burası mıydı?
|