|
|
 |
« : Eylül 27, 2008, 11:06:09 ÖÖ » |
|
Ankara' da isim uzamisti. İstanbul' a donus icin aldigim biletimi degistirmem gerekiyordu. Ogle arasinda Sihhiye' deki otobus yazihanesine gidip biletimi erteletmek icin acele ediyordum. Kalabalikta kosarak yazihaneye ulasmaya cabalarken carpistik o yasli adamla. Sendeledi; elindeki buyuk sepette bulunan tahta kasik, masalar yola sacildi. Sanirim o da belediye zabitasindan kaciyordu. Kisa suren saskinliktan sonra adamin kalkmasina, yola sacilanlari toplamaya yardimci oldum. Heyecanlanmis, rengi solmus, nefes nefese kalmisti. Sakinlesmesi icin koluna girip yol kenarindaki banka oturmasini sagladim. Savrulan kasik ve masalari toplayip ben de yanina oturdum. Sepetten dagilanlari yerine dizip bir yandan da " birakmiyor su belediye zabitalari uc kurus para kazanalim. Eve katkimiz olsun " diyerek soyleniyordu. Tahta kasiklari dizmesine yardim etmeye cabalarken " Dur hele, simsir ve ardic olanlari digerlerine karistirma " diyerek engel oldu. ” Hepsi tahta kasik iste, ne fark eder? ” Olur mu beyim? Simsir ve ardic ile ihlamur, gurgen bir olur mu? ” Bilmem. Gorsem agaclarini bile tanimam herhalde. Ne fark var aralarinda? Eline aldigi kasiklardan birinin sirtini parmaklariyla oksayarak bana dogru uzatti: ” Ardic, simsir sert agactir. Kolay birakmaz kendini, isleyesin. Zordur ardictan kasik cikarmak. Ama evlâdiyeliktir. Senelerce kullanirsin. İhlamur gurgen ise yumusaktir. Kolay islersin ama cabuk yumusar, dayanmaz. Daha sonra Sivas' in Hafik ilcesinde ciftcilik yaptigini, saglik sorunlari nedeniyle kizinin yanina Ankara' ya yerlestigini, evin gecimine katkisi olsun diye kasik ve masa yapip isportada sattigini anlatti. Ozellikle ardic agacinin zor bulundugundan yakindi. Elindeki masayi eliyle oksayarak " Ardic kusu agacini terk etti. Bir araya gelmeleri cok zor, artik " dedi. Anlamamis gozlerle bakmis olacagim ki aciklama yapma ihtiyaci duydu: ” Beyim, ardic kusunu bilmez cogumuz. Bilenler de unuttu, gitti. Ardic agaci yabanidir. Oyle tohumundan uretemezsin, celiklemeyle de olmaz. Agacin uremesi meyvelerinin ardic kusu tarafindan yenilip pisligi ile atilmasina bagli. Agacin tohumu ancak o zaman filizlenebilir hale gelir. - Yani bu kus olmazsa ardic agaci ureyemiyor, oyle mi? ” Evet, aynen oyle. Bunlar biri birine mahkûm sevdalilardi. - Peki, sonra ne oldu, kuslar mi azaldi? ” Kuslar azalmadi, hatta cogaldilar bile. Ama sehirler buyudukce coplukleri de buyudu. Kuslar ardicin meyvelerini yemektense coplukten beslenmenin daha kolay oldugunu kesfettiler. Ardic kusu agacini unuttu. Simdi kentlerin kasabalarin copluklerinde yasiyorlar. Ardic agaclari ise kayboluyor gozumuzun onunden. Elindeki kasigi, digerlerinin arasina yerlestirdi. Sepetine tekrar goz atip cikardigi masayi bana dogru uzatti: - Bak bu ardic. Curumez, nemlenmez. Eskiden oluleri gomdukten sonra mezarlara konulurdu. Curumedigi icin mezar cokmezdi. Son yolculukta arkadasti, insanlara. Simdi kiymete bindi. Mezarlarda yumusak agaclari kullaniyorlar. - Olsun, ayni isi gordukten sonra varsin dayaniksiz olsun. - Sehirliler de hep senin gibi konusuyor beyim. Herkes ardic kusu gibi zahmet cekmektense coplukten kolay gecinmenin, kolay yasamanin yolunu ariyor. Ardina bakmiyor. Cocuklarim bile kasabada yanimda kalmaktansa ardic kusu gibi sehirde daha kolay yasandigini gorup ucup gittiler. Sorsan hallerinden cok memnunlar. Ama geride biraktiklarini bilmiyor, gormuyorlar. - Sonunda sen de gelmissin iste sehre! Buradan medet umuyorsun. - Ama ben ardimda kalanlarin farkindayim. Sehirde emegin hic degeri yok. Her sey bol, kolay ve ucuz. Biraz paran olsun emek vermeden yasayip, gecip gitmek mumkun bu sehirde. - Ne var bunda, sehirler hep boyle? Sustu bir sure. Kafasini saga sola sallayip kendi kendine soylendi: - Sevgi yok beyim. Sehirde sevgi yok! İnsan emegini sever. Ben bu kasiklari tek tek elimde yapiyorum. Begeninceye kadar ugrasiyorum. Kizimin evine katkim olsun diye satiyorum ve bu beni mutlu ediyor. Elimin emeginin begenilip bir yerlerde kullanildigini bilmek hosuma gidiyor. Sehir insani ise emek vermedigi icin sevmesini de bilmiyor. Ardic kusu gibi yasiyor, semiriyor, uruyor ama geride kalan ardic agacinin cektigi aciyi bilmiyor, gormuyor. Gorse bile anlamiyor. Bir sure daha konusmadan oturduk o bankta. Ardic agacindan yapilmis bir cift kasik satin almak istedim. Sepetine goz atip sectigi kasiklari gazete kâgidina sarip uzatti. Soyledigi fiyattan fazla para vermek istedim; ederinden fazlasini almadi. Sepetin ipini omzuna atip, kucakladi. Helâllestik. Sihhiyeye dogru agir adimlarla yuruyerek sehrin kalabaliginda gozden kayboldu. - ALiNTiDiR -
|