|
|
 |
« : Mayıs 24, 2008, 03:11:07 ÖS » |
|
akın geçmişe kadar, her yıl en azından bir tanesinin üst sıraları zorladığı başkent takımları, bu sezon sonunda sıralamada 8-15 arasında kendilerine yer buldu. Dikkat çekici isimlerden oluşmasına karşın Melih Gökçek'in birkaç yıl önce koyduğu “5 yıl içinde şampiyonluk” hedefinin çok uzağında kalan Ankaraspor ile küme düşme sıkıntısını son haftalara kadar yakından yaşayan ve ligi potanın hemen üzerinde bitiren Gençlerbirliği bu sezonun hayal kırıklıkları oldu. Şüphesiz bu sezon çıktığı Süper Lig'de tutunabilmesi bile başarı sayılabilecek olan genç Oftaş'ı bir yana koyarsak, puan sıralamasında dört hemşehrisi arasında en üst sırada bulunan Ankaragücü başkentin bu sezonki en başarılı takımı oldu. 98 yıllık mazisiyle başarılı olmaktan kasıt elbette ki ligi sekizinci sırada bitirmek olmamalıydı. Ancak geçmiş yılların aksine, sarı lacivertli ekip bu yıl küme düşme korkusu yaşamadan sezonu tamamladı.
Sezona Hans-Peter Briegel'le üstelik hiç de fena başlamayan Ankaragücü, kalede milli kaleci Serkan Kırıntılı, defansta Elyasa Süme, Emre Güngör, Andre da Silva, İlkem Özkaynak, orta sahada Murat Duruer, Giani Kirita, Cem Can, Yasin Çelik, İbrahim Ege, Murat Erdoğan, ileri uçta Alper Aydın (herkesin bildiği ismiyle Bebbe), Ahmet Dursun, Mustafa Özkan, Jaba ve Augustine Ahinful ile ilk maçlardan itibaren maçı asla bırakmayan, diri bir takım görüntüsü çizdi.
İlk sekiz haftaki zorlu takvim sonunda, son saniyede yediği golle 2-2 berabere bitirdiği Gençlerbirliği ve 2-0 yenik durumdan çevirdiği 2-2'lik Sivasspor maçı dışında evinde oynadığı üç maçı da kazanmış, deplasmanda Trabzon'dan puan çıkarmış, yalnızca dış sahada Galatasaray ve Fenerbahçe'ye kaybetmişti. Ancak dokuzuncu haftadaki Oftaş yenilgisiyle başkan Cemal Aydın tarafından ipi çekilen ünlü teknik direktör, geriye 3 galibiyet 3 beraberlik 3 yenilgiyle puan durumunda 10. sırada bulunan bir takım bıraktı.
Başarılı olmasa bile yeterli denebilecek bir performans çizen Briegel'in en çok tepki çeken icraatı yabancı futbolcular konusunda aldığı kararlardı. Başkan Cemal Aydın tarafından düşük tutulan transfer bütçesi nedeniyle muhtemelen istediği oyuncuları alamayan Alman teknik adam, defansın belkemiği diye aldığı Brezilyalı Mateus Alonso'yu, takımın yediği iki golde de hatalı olduğunu düşündüğünden olsa gerek, Sivasspor maçında yalnızca 34 dakika oynattı. Hemen bu maç sonrasında gönderilen bu oyuncunun yerinde, önceki sene orta sahada fena maçlar çıkarmayan Da Silva'yı ısrarla oynatmaya çalışan Briegel, bu oyuncudan da istediği verimi alamadı. Mısır milli takımının stoperi İbrahim Said, golcü futbolcu Jaba, emektar forvet Augustine de çoğunlukla kadroya giremeyince sarı lacivertliler, Türk statüsünde oynayan Bebbe'yi saymazsak, Kirita ve Elyasa dışında yabancılarından bekleneni alamadı.
10. haftadan itibaren takımın başına camianın sembol ismi Hakan Kutlu getirildi. Sezon başında da takımın başına geçmesi gündeme gelen, ancak tecrübesi olmadığı için kendisine yardımcı antrenörlük görevi verilen Kutlu, başta kafalarda soru işaretleri oluştursa da, camianın ve taraftarın tam desteğini alarak çalışmaya başladı. Devre arasına kadar elindeki kadroyla idare etmeye çalışan Kutlu, Kirita'yı savunmaya çekerek bu bölgeyi toparladı ve evindeki üç maçı da 1-0 kazanarak güven tazeledi. İlk devrenin sonunda Briegel'in performansına yakın bir tablo çizen kaptan Hakan'ın takımı devreyi 23 puanla sekizinci bitirdi.
Ara transferde Yasin, Emre Güngör, Ahmet Dursun, Mustafa Özkan, Augustine ve Da Silva ile yollarını ayıran Ankaragücü çoğunlukla genç futbolculara yönelerek isabetli transferler yaptı. Bunlardan en dikkat çekici olanı milli takıma da seçilen Gökhan Emreciksin oldu. Boluspor'dan Engin Aktürk ile birlikte transfer edilen 23 yaşındaki oyuncu, attığı goller ve yaptığı asistlerle önümüzdeki yıllarda adından çok söz ettireceğinin sinyallerini verdi. Savunmaya alınan yine 23 yaşındaki Uruguaylı Andres Lamas ve yılların emekçisi Tolga Doğantez, istikrarlı oyunlarıyla Elyasa ve İlkem'le birlikte ikinci yarıda başkent ekibinin defans kurgusunu oluşturdu. Yine bu bölge için düşünülen Litvanyalı Gediminas Paulauskas ise takımı ilk devre 3-0 yenik duruma düşürdüğü gerekçesiyle Galatasaray maçında sadece ilk 45 dakika oynatıldı ve Alonso gibi maç sonunda gönderildi. Paulauskas kadar olmasa bile ara transferde Gaziantepspor'dan gelen Diawara da takıma fazla katkı sağlayamadı.
İki yıl sonra 100. yılını kutlayacak olan Ankaragücü'nde Hakan Kutlu'nun ligin ikinci yarısındaki kadro seçimi de genellikle geleceğe yönelik oldu. Lamas, Gökhan ve Emre ile birlikte, kimi zaman devre arasında Zeytinburnuspor'dan alınan 19'luk Emre Özkan'ın, kimi zaman Almanya doğumlu yine 19'luk Tevfik Altındağ'ın, kimi zaman PAF takımından A takıma alınan 18'lik Mert Erdoğan'ın ya da 17'lik Abdülkadir Kayalı'nın oynatılması dikkat çekti. Bu sezon da beklenen performansın yine uzağında kalan sarı lacivertliler için özellikle sezonun ikinci yarısı, tüm genç oyuncular gibi Hakan Kutlu'nun da tecrübe kazandığı bir dönem oldu.
Gerek Briegel, gerekse Kutlu ellerindeki olanaklarla mucize yaratmadı, çok koşan, mücadele eden bir takım oluşturdu, göze hoş gelen değil, sonuca dönük futbol oynattı. Başkent ekibinin aldığı 11 galibiyetin 8'inin tek farklı olması bunun en önemli göstergesi oldu. Sarı lacivertliler 10 karşılaşmada da gol yemedi. Bu oyun stiline karşın İbrahim Ege dışında kırmızı kart gören futbolcu olmadı, sarı kart sayısı ise lig ortalamasının oldukça altındaydı. Takımın esas forveti Bebbe yalnızca 4 golde kalırken, Jaba 8, Kirita 5, ikinci yarıda performansı yükselen Murat Erdoğan ise 4 golle takımın hücum gücünü sırtladı. Orta sahada Cem Can ve Gökhan, savunmada İlkem ve Elyasa istikrarlı bir görüntü çizdi.
Sarı lacivertlilerin en büyük şansı, gerçek bir Ankaragüçlü olduğu bilinen, futbola Ankaragücü'nde başlayan ve veda eden, takımda yıllarca kaptanlık yapan, Türkiye'de birinci lig seviyesinde en çok maça çıkan futbolculardan biri olan Hakan Kutlu'ya taraftarın ve camianın verdiği büyük destek.
|